bariatrik cerrahi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bariatrik cerrahi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Merhaba, biz ameliyatlılar için biraz huzur verir misiniz acaba?


 
Nicedir, asırlardır aklımda aslında bu konuda yazmak ancak iş, güç çok erteledim. Şimdi sırasıdır, zamanıdır. Aslında yazının odak noktası biz obezite cerrahisi geçirmiş kişiler değil, aileler, akrabalar, 5.dereceden kuzen Nimet, yan apartmanda oturup ota püsüre karışan Nuran, hastanede ameliyatlı biriyle tanışıp size felaket tellalılığı yapan Hüseyin ve daha binlercesi...

Ameliyat olduğunuzda farkedeceksiniz ki şekerim, olay sadece ameliyatla bitmiyor. Yeme bozukluğunun ve bunu iyileştirmeye çalışmanın getirdiği ruhsal ve fiziksel bir yükünüz var. Gün geçtikçe aslında bedeniniz hafiflerken, ruhunuzu da tamir etmek durumundasınız. Kalemim erdiğince bahsetmeye çalışmıştım zaten bunlardan ancak ilerleyen safhalarda göreceksiniz ki; hani ameliyat olmadan önce vıdı vıdı vıdı her işinize burnunu sokan o elalem var ya, hah işte onlar bitmiyor...

Öncelikle şunu kabul edelim. Hayatta ne halt etmeye çalışırsanız çalışın, böyle tipler hep oldu ve hep olacak. Bunların sinir bozuculuğu sadece ameliyatımız için geçerli değil. Evlenmeye kalksanız gelini/damadı eleştirir. Ona poposu yemezse düğün salonunu eleştirir. Onu yapamazsa davetiyeye laf atar. En küçük misal bu ancak bu tipler hep var ve ne yazık ki hep var olacaklar. Önemli olan kısım sizin incinmeden, içinize işletmeden bu tiplerle nasıl başedeceğiniz. Ben vaktiyle incindim, oradan biliyorum.

Ameliyatımın 3.ayı falandı sanırım. Uzak bir akrabamız yemeğe çağırdı. Bir ufak çorba kasesinin yarısı kadar kıymalı bezelyeyi aldım kendime, afiyetle de yedim. Bu esnada masadaki herkesin benim en az 3 katımı yediğini de ekleyeyim. İnsan az yiyince (çok kötü bir huy ama) ameliyatsız insanların ne kadar yediğine bakıyor. Neyse velhasıl uzatmayayım, evin babası dönüp bana demesin mi "sen ameliyatlı değil misin kızım, NE ÇOK YİYORSUN?" Ebele gübele kaldım evvela, dalga geçiyor sandım, hani ironi falan. Baktım adam direk cevap bekliyor. Ne kadar yiyeceğimi bilmiyor olsaydım kilo veriyor olmazdım, kafanızı yormayın dedim. Bu arada yediğimin nasıl boğazıma dizildiğini, yemekten sonra el yıkama bahanesiyle tuvalete kaçıp ağladığımı, günlerce, evet günlerce "lan acaba çok mu yiyorum gerçekten?!" diye kendi kendimi yediğimi söylemiyorum bile....

Başıma gelen hadiseyi anlatma nedenim elbette sülale dedikodusu yapmak değil. Yeri gelip en yakınlarınızın bile ne kadar densiz olabileceği. Farketmeden ya da daha beteri farkederek sizi incitmeleri.

Şuna çok inanıyorum. Bir konuda incinmemizin sebebi buna izin veriyor oluşumuz. 


Peki ne yapacağız? Ne yapmalıyız daha doğrusu...Güzel sorular. Vaktiyle hepsini yaşadığım için ancak yol göstermeye çalışabilirim. Unutmayın ki; siz bunları okurken ben o kazıkların hepsini o insanlardan tek teeek yemiş ve sindirmiş haldeyim. Hatta içinde kazık ağacı çıkmış bir insanım. :)


Öncelikle size diyetinizle, ilaçlarınızla ya da tıbbi gidişatınızla ilgili yol göstermeye çalışanlara tek bir lafınız olmalı. "Doktorum böyle uygun görüyor." Eğer uzatmaya çalışırlarsa blöf yapın. "Arayayım sen bir konuş istersen" diyebilirsiniz, "sonraki kontrolüme beraber gidelim, bu naçiz fikirlerine bakalım doktorum ne diyecek?". Emin olun bir fasıl geri basacaktır.

Sonralıkla, her mahallede, her ailede şunu göreürsünüz. "Sen gittin ameliyat oldun ama, bizim komşunun torununun kızı Şefika vardı, o da oldu. Hiç kilo veremedi." Bunların felaket senaryoları hiç bitmez. Konu ne olursa olsun konuyla ilgili tecrübeli (!) bir tanıdıkları vardır. Hayır benim de Vatikan'da çalışan tanıdığım var ama kendimi Papa'nın vekili zannetmiyorum havaya girip?! Bence en sinir bozucu kitle budur. Bunları asla ASLA ciddiye almamanızı öneririm. Hatta dinlemeyin bile. Mümkünse ortamdan sıvışın. Sıvışamıyorsanız çatır çatır bozun. Bozamıyorsanız, laf yetiştirecek gücünüz kalmadıysa beni çağırın. Ciddiyim. O denli doluyum bunlara.

Üçüncüsü ve en zoru 1.dereceden yakın aile bireyleridir. Çünkü aile bireylerinin ameliyat olayına mantık çerçevesinde bakması çok zordur. Tabiatıyla duygularıyla ve olağanca korumacılıklarıyla yaklaşırlar. Ana-baba-kardeş-eş-evlat. Hayatınızın baş ekseninde oldukları için ve hayatınızı zehir etmemeleri için bence kontrollerinize hakikaten onlardan en az birisiyle gidin. Size evde yaptıkları tantanın yarısını bile doktorunuzu görünce yapmazlar. Üstelik hekiminiz sorulan sorulara cevap verir, yönlendirir ve içlerini rahatlatır. Dolayısıyla siz de mutlu olursunuz. :)

Ameliyat sonrası her zaman söylediğim gibi, en çok ihtiyacınızın olacağı şey (tıbbi takipten sonra) moral ve motivasyondur. Yine her zaman söylediğim gibi ameliyat sonrası çevreniz daralabilir. Buna da üzülmeyin ve inanın ki; böylesi daha makbul. Sizi üzen insanlardan, yoran insanlardan sessizce uzaklaşın. Size huzur verenler inanın size ömür boyu yeterler ve iyi ki varlar...

Biz obezken bize kulp takan insanlar inanınız ki; zayıflarken de, zayıfken de takacak bir kulp buluyorlar. O nedenle incinmişlik iplerinizi kimsenin eline vermeyin. Unutmayın, siz çok güçlüsünüz. Siz bir ameliyat atlattınız. Bu herkesin harcı değildir. İnsanlar dişini çektiremezken, siz kendi hayatınızda bir devrim yaptınız. Ayakta durun ve sizi üzenlerden sessizce gülümseyerek uzaklaşın. Çünkü hayata, üzülmeye, hele ki kendi seçimlerinizi başkalarının sorgulamasına izin vermeye gelmediniz.

Bizler; her birimiz özeliz. Güzeliz.
Ve seçimlerimizden dolayı kocaman bir alkışı ve saygıyı hakediyoruz.
Önce kendinize, sonra etrafınıza bunu hissettirin.

Sizi üzmelerine izin vermeyin. <3


ve hayır mideniz büyümedi... bu da bir sonraki konumuz olsun. ;)





8 Eylül 2012 Cumartesi

Bu yeni ben de kim, aynada bakıştığım?






*Doç.Dr.Halil Coşkun - w/Başak Şekerpare sırasıyla 132-89-64 kg. 

Ameliyatınızın ilk iki ayı muhtemelen vay sıvı ne yesem, vay püreleri nasıl yapsam, vay ne kadar egzersiz yapmam doğrudur diye geçip gidecek ve siz kuvvetle muhtemel kendinize o kadar çok vakit ayıracaksınız ki gerçekte vakit ayırmanız gereken büyük kısma vaktiniz kalmayacak. Ne zaman ki; sorunsuz biçimde katılara geçeceksiniz, artık yemek ve öğün tercihleriniz otomatik sağlıklı bir düzene oturacak, işte o zaman içinize dönüp bulunduğunuz durumu hazmetmeye ve muhakeme yapmaya başlayacaksınız. 


İnsan ilk aylarda ne olduğunu anlayamıyor gerçekten de. En çok kilo kaybı ilk aylarda (ilk 3 ay maksimum) gerçekleştiği için biraz da onun sarhoşluğuyla ruhunu, aklında neler olup bittiğini pek önemsemiyor. Kendimden biliyorum. İlk ay 22 kilo verdim, hastalıklarım iyileşti ve o kadar mutluydum ki belki bunu hazmetmem gereken bir vakit yaratmadım kendime. İlk 4 ay sonucunda kilo kaybım aşağı yukarı 45'ti. Bu süre zarfında büyük eşşeklik edip mutlu olmanın yanısıra kafamı önüme alıp düşünmedim. Sağlığımı kazandım, kilo verdim, eyvallah fakat bunu güzelce hazmettiğimi itiraf edeyim ki düşünmüyorum. 

Sırf bu nedenle genellikle tüm cerrahlar bu opersyonla paralel giden psikolojik tedavi öneriyorlar fakat hem bu konuda çalışan uzman bulmak zor, hem de keseye göre uzman bulmak zor. O nedenle dediğim gibi şapkanızı önünüze alıp bu süreci hazmetmek için kendinize zaman ayırmalısınız. 






  


Siz bu satırları okuduğunuz sıralarda, ben ameliyatımın 15.ayında ve 64 kiloyum. Ameliyat olmak isteyen hemen herkes bana ameliyattan sonra "ne kadar güzel" olduğumu, ne kadar zamanda kendilerinin de böyle gözükeceklerini soruyor. Size bir sır vereyim. Ameliyatınızdan sonra kilo kaybetmeye başlayınca devamlı kendinizde daha önce görmediğiniz kusurları bulacaksınız. 

Şok haber: ben kendimi şu an güzel bulmuyorum. 132 kiloyla dışarı çıkarken kendini pek bir beğenen ben, şimdi her tarafıma bir kulp takıyorum. Teknik olarak şu kilo ve şu poziyonda dünyanın en rahat insanı olmalıyım değil mi? Ne yazık ki işler öyle yürümüyor dostlar. :)

Kilo verdikçe tatminsizliğiniz artıyor. Şayet başlarda 90 kiloyu göreyim yeter diyorsanız bu 80 oluyor, 70 oluyor, 60 oluyor. Bunun bir sınırı ve tatmini yok. Nerede duracağınızı iyi bilmek ve bu noktada doktorunuzla omuz omuza vermek zorundasınız.

Zayıfladıkça gelen bu özgüven probleminin sebebi; aslında aynadaki siz ile kafanızdaki yıllardır imajı oturan sizin bir türlü birleşmemesi. Bu iki imaj kafanızda birleştiği anda zaten emin olun mutluluğu ve huzuru bulacaksınız. Kafanızdaki siz ile aynadaki siz birleştiği anda eliniz bir daha xxl kıyafetlere gitmeyecek, yiyemeyeceğiniz kadar yemek sipariş etmeyeceksiniz. Hep söylüyorum; ameliyattan sonra kilo vermek-midenizdeki obeziteyi yenmek bir yana, kafanızdaki obeziteyi yenmek diğer yana. 

Bunu da ancak kendinize vakit ayırıp, midenize olduğu kadar beyninize de özen göstererek yapabilirsiniz. Tam olarak kendimi başarılı görmesem de, bu konuda hiç psikolojik destek almamış biri olarak epey ilerlemiş sayıyorum kendimi. 

Ben yaptıysam, siz de yapabilirsiniz. 
Obezite ameliyatları peri masalı değildir, obezite ameliyatları size vücudunuzu tanımanız, sağlıklı bir beslenme sistemi oluşturabilmeniz ve iştahınız konusunda en büyük yardımcıdır. Benden size tavsiye; ameliyat sonraki sürecinizde sadece vücudunuza değil, beyninize ve ruhunuza da hakettiği özeni gösterip obeziteyi hem beyninizden, hem vücudunuzdan defedin. 

İnanın bana vücudunuz yıllarca kendine ait olmayan bu yükleri taşırken, beyniniz de yılların yükünü taşıdı. Sadece siz farkında değildiniz. 

Biraz kendinize vakit ayırıp, ruhunuzu ve beyninizi de yenilemeye ne dersiniz? 
:) 











31 Temmuz 2011 Pazar

Size uygun hekimi nasıl seçebilirsiniz?


Size uygun hekimi seçmek çok kişisel ve kriterlerinize bağlı bir konu olsa da özellikle bariatrik cerrahi için sizlere verebileceğim birkaç ipucu olacak. Bunu "ay ben çok bilirim" mantığında değil, yıllardır çok fazla doktor-hastane mesaisi yapmamın bir getirisi olarak yazdığımı da söyleyeyim.Benim kişisel kriterlerim de yer alacak okuduğunuz yazıda.

* Gitmeyi aklınıza koyduğunuz hekimi muhakkak internetten araştırın. Bir internet sitesi, mail adresi, mail grubu, ve/veya facebook,twitter,ff hesabı olması önemlidir. "Ne alakası var?" diyenler için şunu söyleyeyim, sosyal yönünü geliştirmiş ve hastalarıyla daha sık bağlantıya geçen bir insan demektir bu. Özellikle bariatrik cerrahi'de "ameliyat oldun, hadi güle güle" mantığı olmadığı için ve doktorunuzla ömür boyu istişarede bulunmanız gerektiği için daha rahat takip edip, iletişim kurabileceğiniz bir doktor bulmanız kişisel yararınız için oldukça önemlidir.

* Ameliyat olmayı düşündüğünüz hekimin eski hastalarıyla tanışın. Devir iletişim devri. Artık çoğu doktorun internette de bir mesaisi oluyor. Destek grubu, mail grubu, konuyla ilgili forumlar  ve bunun  gibi yerlerden hekiminizin eski hastalarıyla bağlantıya geçip görüşebilirsiniz. Bu son derece iç rahatlatıcı olacaktır sizin açınızdan.

* Hekiminizin sigara içmiyor olduğundan emin olun. Seçtiğiniz hekimin sigara içmiyor olması kendiyle ve işiyle çelişmediğini gösterir ve bu yüzden bu mevzu önemlidir.

* Hekiminizin telaffuzuna dikkat edin. Yine ne alakası var diyenler olacaktır ama şu kadarını söyleyeyim, inanın var! Ana dalı ille ilgili bir kelimeyi söyleyemeyen hekim lütfen bir zahmet içinizi de açmasın. Buna hemen bir örnek vereceğim. Bir yıl kadar tanıdığım bir hekim obezite kelimesini "Obezittttttey" [bkz: ingilizce telaffuz] şeklinde telaffuz ediyordu sürekli. Bu ne yazık ki "aa bak ingilizce aksanı var" etkisi yapmıyor, bilakis "doğru düzgün diline hakim değil" efekti veriyor.

* Size vaka/olgu diyen hekimden uzak durun. Vaka/Olgu vbg. kelimeler akademik kayıtlar için oldukça normaldir evet ancak yüzünüze bakıp "siz şöyle bir vakasınız." diyen hekimin size insan olarak gerekli değeri verebileceğinden şüpheliyim ne yazık ki.

*Bakımsız hekimlerden kaçının. Diğer bir yazıda bahsetmiştim bu konudan kısaca. Kendine özen göstermeyen biri, size hiç gösteremez. Bakımsız, dağınık, paspal hekimlere emanet etmeyin kendinizi. Özellikle eğer imkanınız varsa konuşurken hekiminizin dişlerine dikkat edin. Kötü ağız bakımı, güzel bir ipucudur sizin için.

* Tek tip ameliyat yapabilen hekimleri tercih etmeyin. Tercih edeceğiniz hekim hem kapalı [laparoskopik], hem açık olarak bariatrik cerrahi'nin örneklerini gösterebiliyor olmalıdır. Kendini tek bir ameliyat tipine vermiş ve diğerlerini tercih etmeyen hekimin, diğer tip ameliyatlarda etkin ve ehil olması ihtimali istatistiki olarak düşer. Size kendi en iyi olduğu ameliyat tipini seçmeniz için baskı yapmaya çalışabilir. Bu tarz hekimlerden arkanıza bakmadan kaçın!

* Hekiminizin üslubuna dikkat edin. Seçtiğiniz hekim ne felaket tellalı, ne de polyanna olsun. Ameliyatınızın risklerini de, yaşayacağınız güzellikleri de aynı oranda size anlatabiliyor olsun. Size ameliyatınızın risklerinden bahsetmeyen bir hekimi ciddiye almayın zira hepimiz biliyoruz ki her ameliyatın riski ya da komplikasyonu olabilir. İyi bir hekim yaşayacağınız süreci artısıyla, eksisiyle önünüze koyandır. 

Ben bunların tümüne dikkat ettim ve şükürler olsun ki kendim için en doğrusunu buldum. Ameliyattan sonra hiç sorun yaşamadım. Bırakın komplikasyonu [ki olabilmesi normaldi] ağrı, bulantı vs. bile yaşamadım. Sırf maddi/manevi -mecburiyet hissettiğiniz için- kendinizi ehil olmayan ellere teslim etmeyin, lütfen...