Sleeve Gastrectomy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sleeve Gastrectomy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2012 Pazartesi

Kilo Kaybı Ameliyatlarından Sonra Katılara Geçiş

Hangi türde ameliyat olduysanız olun, şayet ameliyatlıysanız ve henüz katılara geçmediyseniz, tahmin ediyorum siz de benim yaşadığım duyguyu yaşıyorsunuzdur. Katı yemeyi/çiğnemeyi özlemek! Merak etmeyin, ilk katı lokmanızı aldığınızda muhtemelen bu özleminizden pişman olacak ve pürelere dönmek isteyeceksiniz. :)

Şu kesindir ki; sıvı ve püre beslenmek çok rahat, geçişleri çok kolay ve size yük olmayan tarzda beslenme biçimleridir. Katılara geçiş, katıları hazmetmek vücudunuz için aslında minik bir travmadır. O nedenle öncelikli tavsiyem, ASLA doktorunuzun size verdiği takvimden şaşmayın. Söylediği zamandan önce (ki genellikle tüp mide için 1-1,5 ay, gastric bypass için 1,5-2 ay) kesinlikle katılara geçmeye çalışmayın. Katıyı erken yiyebilmek, sizin için bir zafer değil, vücudunuza gelecek ekstra yüktür. Üstelik zamanından önce midenize yüklenmek ameliyatınıza zararlı olabilir. 

Bu noktada benim kullandığım besin takvimi, doktorumun sitesinde yer alan takvimdi. Doktorunuzun tavsiye ettiği listeler sizin için öncelikli olmalıdır, yine de çok uzun dönem sıvı beslenmek barsak floranızı bozacağından bunu kişisel olarak tavsiye etmiyorum. Böyle bir listeniz varsa bir araştırmanızda fayda var. 

Kişisel olarak konuşmak gerekirse; benim katılara geçişim tamı tamına doktorumun takvimine göre ve 1,5 ayım dolduktan sonra olmuştu. Yine kişisel olarak katılara geçişte çok dikkatli ve seçici davrandım ve oldukça da faydasını gördüm diyebilirim. Öncelikle şunu netleştireyim ki; katılara geçmek, çorba gibi şahane bir besinden vazgeçmek değildir. Benim tavsiyem; özellikle erken dönem katılara geçtiğinizde bir öğününüzü muhakkak çorbanın oluşturması. (Şayet yazın ortasında katıya geçiyorsanız bunun yerine salatalıksız cacık koyabilirsiniz.) 

Yine katılara geçişte hatırlamanız gereken en önemli şey sıvı ve püre öğününüzden çok daha çabuk doyacağınız ve çok daha az yiyebileceğinizdir. Küçük bir tabak püreyi belki rahatça yiyebilirsiniz ama söz konusu katılar olduğunda tahminen ancak yarısını yiyebileceksiniz. Panik yok, normal bu. Sakiniz. :)

Benim katılara geçişim ekşili köfte yemeği ile oldu. Yanlış hatırlamıyorsam iki minik köfte yiyebilmiştim. Benim tavsiyem katılara geçişinizde çok katılardan başlamamanız ve  bu süreci acelesiz, bebek adımlarıyla geçmeniz. Ben öyle yaptım ve son derece rahat bir geçiş dönemi yaşadım. Bebek adımlarından kastım ne peki? Şu: ezilebilecek ve/veya nispeten hazmı kolay şeylerden başlayın. 


-Kıymalı kabak yemeği
-Kıymalı ıspanak
-Kıymalı semizotu
-Her nevi sulu köfte
-Balık (ton balığı/ fırında balık/buğulama) 
-Rafadan yumurta
-Kabuksuz meyveler (çilek hariç)

Bunun bir ileriki adımında, katıların ilk adımına rahat geçtiyseniz:
 
-Kıymalı pırasa yemeği (pırasanın hazmı zordur ancak sindiriminiz için fevkalade yararlıdır. yine de ilk tercihiniz olmasın.)
-Kıymalı bamya (yine sindirim için muhteşem bir yemek!)
-Kıymalı karışık sebze 
-Kabuğu soyulmuş domates ve biberden yapılmış menemen
-Lor peynirli yumurta 
-Kıymalı bezelye
-Kıymalı türlü
-Beyaz peynir çeşitleri
-Zeytin ezmesi/zeytin
-Havuçlu, yoğurtlu meze (pişirerek yapılanı)
-Yoğurtlu semizotu
-Süzme yoğurt

Her yemeği ısrarla kıymalı yazmamın sebebi, et hazmı oldukça zor ve sizi yoracak bir tercihtir. Tamamen katılara sorunsuz geçtiğinizde et denemeleri yapmanızı öneririm. Ayrıca yemeklerinizi et/tavuk suyuna pişirmek protein alımı açısından size oldukça yarar sağlar. 


Bir adım sonrasında sizi nispeten daha az yoracak bir iki seçenek eklemelisiniz. 


Tavuk (kalça but hazmı en kolay yerdir)
Sebzeli tavuk haşlama
Okyanus balıkları
Midye/kalamar/surumi (yengeç) (muhteşem protein kaynakları)


Benim/annemin pişirme tercihlerim/iz her zaman yağsız ve/veya çok az yağlı oldu. Zira kullandığınız kıyma/tavuk yeterince yağ içermekte. Günde üç tatlı kaşığı yağ bünyenin yağ ihtiyacınız karşılar. Bana kalırsa bunlar zaten tavuk ve kıymada var ama gözünüze az geliyorsa yemeğinize ekleyin. 




Kahvaltılarınızda meyve ve/veya rafadan yumurta almayı tercih edin. Meyveyi sabah yemek sinidiriminiz açısından oldukça yararlıdır. Nedense bizim kültürümüzde meyve akşam yemeğinden sonrası ile özdeşleşmiş. Halbuki sabah meyve yemenin sayısız faydası var. Kahvaltı öğününde sade yumurta ya da lor yavan geliyorsa eti form etimek tüketebilirsiniz. Ben hala öyle yapıyorum. 


Bypass ya da sleeve (tüp mide) için de bir hatırlatma yapmak isterim. Özellikle yakın katı dönemlerinizde çiğ sebze/baklagilden uzak durun. İlginç bir biçimde insanın canı ısrarla salata yemek istiyor biliyorum ama çiğ sebzenin ve baklagillerin hazmı çok zor olduğu gibi, insanı çok rahatsız ediyor. Bir yemeğe koyarken de sebzelerinizi (özellikle domates gibi ince kabukluları) soyun. Asla zar kabuklu şeylerin kabuğunu yemeyin


Yine yakın katı döneminizde mısır gevrek ve lapaları midenize oturma hissi yaratır ancak uzak katı döneminde şahane kurtarıcılardır. Restoranlarda soğuk meze olarak geçen şeyleri rahat yediğinizi göreceksiniz. Bunlar da dışarı yemeğe çıkıldığında çorba seçeneğiniz yoksa şahane kurtarıcılar oluyor. 


Ekmek mümkün olduğunca uzak durmanız gereken bir besin. Ne kadar geç başlarsanız o kadar iyi. Lakin bazı besinler var ki ekmeksiz yenemiyor. Burada benim kullandığım taktik, bu tarz besinleri (yumurta gibi) form etimekle yemek. Kabul edin, ekmek olmazsa olmazlarınızdan değil ve olmamalı. 


Makarna, pilav, hamurişi, karbonhidrat ağırlıklı besinler diyetinizde 6 aydan önce olmamalı. Siz bunları okuduğunuzda benim 13.ayım dolmuş olacak ve ben hala bunlardan uzak duruyorum. Özellikle pilav toplamda 3 kere ancak yemişimdir, o da mecburi ortamlarda. Eksikliğini de hissetmiyorum. 

Peki katı döneminin kaçamakları nelerdir?
İşte size dev hizmet. Hem yemesi kolay, hem kalorisi az, benim sıklıkla başvurduğum kaçamaklar. ;)

-Çubuk kraker (hala çantamda taşırım, kurtarıcıların en büyüğü)
-Patlamış mısır (yağsız, tuzsuz, 1 bardak)
-Ceviz, badem, yabanmersini, leblebi
-Şayet şekeriniz düşüyorsa akide şekeri (tarçınlıyı tercih edin.)
-Nesquik



(Muayyen dönemlerinde tatlı aşerenler için not: Bu dönemlerde hafif ve ufak bir porsiyon sütlü tatlı tercih edebilirsiniz (sütlaç hariç)  ancak dumping seçeneğini unutmayın. Limonata ve sahlep'in bile zaman zaman dumping yapabildiğini düşünürsek dikkatli olmanızda fayda var.)  


Yukarıdaki satırlarda da belirttiğim gibi benim katılara geçişim çok rahat oldu. Umarım bu bilgiler size katılara geçişte bir nebze yardımcı olur. Unutmayın, geçişlerin hepsini bebek adımlarıyla yaparsanız kilo verişiniz uzun atlama adımlarıyla olur. Haydin kolay gelsin! :)
 










31 Temmuz 2011 Pazar

Size uygun hekimi nasıl seçebilirsiniz?


Size uygun hekimi seçmek çok kişisel ve kriterlerinize bağlı bir konu olsa da özellikle bariatrik cerrahi için sizlere verebileceğim birkaç ipucu olacak. Bunu "ay ben çok bilirim" mantığında değil, yıllardır çok fazla doktor-hastane mesaisi yapmamın bir getirisi olarak yazdığımı da söyleyeyim.Benim kişisel kriterlerim de yer alacak okuduğunuz yazıda.

* Gitmeyi aklınıza koyduğunuz hekimi muhakkak internetten araştırın. Bir internet sitesi, mail adresi, mail grubu, ve/veya facebook,twitter,ff hesabı olması önemlidir. "Ne alakası var?" diyenler için şunu söyleyeyim, sosyal yönünü geliştirmiş ve hastalarıyla daha sık bağlantıya geçen bir insan demektir bu. Özellikle bariatrik cerrahi'de "ameliyat oldun, hadi güle güle" mantığı olmadığı için ve doktorunuzla ömür boyu istişarede bulunmanız gerektiği için daha rahat takip edip, iletişim kurabileceğiniz bir doktor bulmanız kişisel yararınız için oldukça önemlidir.

* Ameliyat olmayı düşündüğünüz hekimin eski hastalarıyla tanışın. Devir iletişim devri. Artık çoğu doktorun internette de bir mesaisi oluyor. Destek grubu, mail grubu, konuyla ilgili forumlar  ve bunun  gibi yerlerden hekiminizin eski hastalarıyla bağlantıya geçip görüşebilirsiniz. Bu son derece iç rahatlatıcı olacaktır sizin açınızdan.

* Hekiminizin sigara içmiyor olduğundan emin olun. Seçtiğiniz hekimin sigara içmiyor olması kendiyle ve işiyle çelişmediğini gösterir ve bu yüzden bu mevzu önemlidir.

* Hekiminizin telaffuzuna dikkat edin. Yine ne alakası var diyenler olacaktır ama şu kadarını söyleyeyim, inanın var! Ana dalı ille ilgili bir kelimeyi söyleyemeyen hekim lütfen bir zahmet içinizi de açmasın. Buna hemen bir örnek vereceğim. Bir yıl kadar tanıdığım bir hekim obezite kelimesini "Obezittttttey" [bkz: ingilizce telaffuz] şeklinde telaffuz ediyordu sürekli. Bu ne yazık ki "aa bak ingilizce aksanı var" etkisi yapmıyor, bilakis "doğru düzgün diline hakim değil" efekti veriyor.

* Size vaka/olgu diyen hekimden uzak durun. Vaka/Olgu vbg. kelimeler akademik kayıtlar için oldukça normaldir evet ancak yüzünüze bakıp "siz şöyle bir vakasınız." diyen hekimin size insan olarak gerekli değeri verebileceğinden şüpheliyim ne yazık ki.

*Bakımsız hekimlerden kaçının. Diğer bir yazıda bahsetmiştim bu konudan kısaca. Kendine özen göstermeyen biri, size hiç gösteremez. Bakımsız, dağınık, paspal hekimlere emanet etmeyin kendinizi. Özellikle eğer imkanınız varsa konuşurken hekiminizin dişlerine dikkat edin. Kötü ağız bakımı, güzel bir ipucudur sizin için.

* Tek tip ameliyat yapabilen hekimleri tercih etmeyin. Tercih edeceğiniz hekim hem kapalı [laparoskopik], hem açık olarak bariatrik cerrahi'nin örneklerini gösterebiliyor olmalıdır. Kendini tek bir ameliyat tipine vermiş ve diğerlerini tercih etmeyen hekimin, diğer tip ameliyatlarda etkin ve ehil olması ihtimali istatistiki olarak düşer. Size kendi en iyi olduğu ameliyat tipini seçmeniz için baskı yapmaya çalışabilir. Bu tarz hekimlerden arkanıza bakmadan kaçın!

* Hekiminizin üslubuna dikkat edin. Seçtiğiniz hekim ne felaket tellalı, ne de polyanna olsun. Ameliyatınızın risklerini de, yaşayacağınız güzellikleri de aynı oranda size anlatabiliyor olsun. Size ameliyatınızın risklerinden bahsetmeyen bir hekimi ciddiye almayın zira hepimiz biliyoruz ki her ameliyatın riski ya da komplikasyonu olabilir. İyi bir hekim yaşayacağınız süreci artısıyla, eksisiyle önünüze koyandır. 

Ben bunların tümüne dikkat ettim ve şükürler olsun ki kendim için en doğrusunu buldum. Ameliyattan sonra hiç sorun yaşamadım. Bırakın komplikasyonu [ki olabilmesi normaldi] ağrı, bulantı vs. bile yaşamadım. Sırf maddi/manevi -mecburiyet hissettiğiniz için- kendinizi ehil olmayan ellere teslim etmeyin, lütfen...


21 Temmuz 2011 Perşembe

Hangi ameliyat bana uygun? [Obezite ve Metabolizma Cerrahisi]

İzmir bir kere daha, bu sefer doğru bir umut olmasını umduğum, bir umut kapısı açmıştı bana. Yanımda her zamanki gibi anneciğim, elimizde bir valiz, cebimizde bir doktor numarası vurduk yollara. Gittiğim doktorun karşısına geçene kadar aslında internetten öğrendiğim şeyler dışında pek bir şey yoktu aklımda. Tek bildiğim nld ve diyabetle en iyi savaşabileceğim şeyin bu ameliyatlar olduğuydu. Bir makalede ameliyat olanların diyabetlerinin %92 oranında düzeldiğini okumuştum. Yıllardır rafa kaldırdığım umut tekrar içimde yeşermişti.

Ertesi gün randevu vardı ve ben heyecandan bayılmak üzereydim. O gece sabahı zor ettim. Hem bu zamana kadar yaşadığım "yanlış teşhis/tedavi" hadiseleri, hem de hastanelerde yatmaktan oluşan bir gerginliğim vardı. Korkuyordum, ama yapmalıydım. Ve nihayet ertesi gün diye diye ertesi gün geldi.

Doktorun muayenehanesinde sıra beklerken bir yandan ömrümden ömür gidiyordu ki sıra nihayet bize gelmişti. Küçücük bir odaya girdik, doktor beyle tanıştık. Güleryüzlüydü. Bu iyiydi. Kendisini nereden bulduğumuzu anlattım ve kısa bir hasta öyküsü çıkardım. "Peki hangi ameliyatı olmak istediğine karar verdin mi?" dedi doktor bey. Ne demek hangi ameliyatı? Kaç tane vardı ki? Neydi onlar? Ben bypass dışında bir şey neden araştırmamıştım? (Başak burcu biri için sorulan bir şeyi bilmemek çok azap vericidir ayrıca). Diğer seçenekleri hiç düşünmediğimi söyledim utana sıkıla. "Şimdi tahlillerine başlayalım, sen de o sırada karar ver" dedi doktor bey. Eve gider gitmez gerekirse interneti devirip her şeyi öğrenecektim!

Eve geldim ve seçeneklerin hepsini araştırdım. Peki hakikaten Hangi ameliyat bana uygundu?

* Mide bandı: Halk dilinde kelepçe denen hadise. Kelepçe seçeneğini başlarda düşünsem bile hem kelepçenin ne yazık ki basında hep spekülatif haberlerde yer alması beni de etkilemişti. Halbuki kelepçe ehil ellerde ve gerekli takiple işe yarayan bir yöntemdi fakat ben o zaman böyle düşünmüyordum. Üstelik diyabet ve nld için bir çözüm niteliğinde olduğunu da düşünmüyordum. Dolayısıyla bu seçeneği kafadan eledim. Mide bandı ile ilgili ayrıntılı tıbbi bilgi için şuradan buyrunuz.

*Sleeve Gastrectomy: Obezite cerrahisi camiasında "tüp mide" olarak bilinen bir ameliyattı bu. Doğrusu en çok kafamı karıştıranı da buydu. Son derece işe yarayan, olanların gayet memnun kaldığı ve gastric bypass'la kıyaslandığında hasta için nispeten kolay bir operasyondu. Aklıma takılan iki nokta vardı. Biri uzun vadede sonuçları ve geri kilo alımı pek bilinmiyordu (ya da ben bulmadım o zamanlar, doktorlar biliyordur elbette). İkinci nokta ise yine diyabet konusunda bypass'a oranla regüle olma-düzelme istatistiği düşüktü. Bu beni en çok caydıran şey oldu aslında zira ben -evet kilo vermek istiyordum- ama Allah da biliyor ya asıl amacım nld ve diyabette iyileşme yaşamaktı. Beni hayattan bıktıran kilonun beraberinde getirdiği yandaş hastalıklardı. Bu yüzden bu seçeneği de kafamda eledim. Sleeve Gastrectomy ile ilgili ayrıntılı tıbbi bilgi için şuradan buyrunuz.