post op etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
post op etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Merhaba, biz ameliyatlılar için biraz huzur verir misiniz acaba?


 
Nicedir, asırlardır aklımda aslında bu konuda yazmak ancak iş, güç çok erteledim. Şimdi sırasıdır, zamanıdır. Aslında yazının odak noktası biz obezite cerrahisi geçirmiş kişiler değil, aileler, akrabalar, 5.dereceden kuzen Nimet, yan apartmanda oturup ota püsüre karışan Nuran, hastanede ameliyatlı biriyle tanışıp size felaket tellalılığı yapan Hüseyin ve daha binlercesi...

Ameliyat olduğunuzda farkedeceksiniz ki şekerim, olay sadece ameliyatla bitmiyor. Yeme bozukluğunun ve bunu iyileştirmeye çalışmanın getirdiği ruhsal ve fiziksel bir yükünüz var. Gün geçtikçe aslında bedeniniz hafiflerken, ruhunuzu da tamir etmek durumundasınız. Kalemim erdiğince bahsetmeye çalışmıştım zaten bunlardan ancak ilerleyen safhalarda göreceksiniz ki; hani ameliyat olmadan önce vıdı vıdı vıdı her işinize burnunu sokan o elalem var ya, hah işte onlar bitmiyor...

Öncelikle şunu kabul edelim. Hayatta ne halt etmeye çalışırsanız çalışın, böyle tipler hep oldu ve hep olacak. Bunların sinir bozuculuğu sadece ameliyatımız için geçerli değil. Evlenmeye kalksanız gelini/damadı eleştirir. Ona poposu yemezse düğün salonunu eleştirir. Onu yapamazsa davetiyeye laf atar. En küçük misal bu ancak bu tipler hep var ve ne yazık ki hep var olacaklar. Önemli olan kısım sizin incinmeden, içinize işletmeden bu tiplerle nasıl başedeceğiniz. Ben vaktiyle incindim, oradan biliyorum.

Ameliyatımın 3.ayı falandı sanırım. Uzak bir akrabamız yemeğe çağırdı. Bir ufak çorba kasesinin yarısı kadar kıymalı bezelyeyi aldım kendime, afiyetle de yedim. Bu esnada masadaki herkesin benim en az 3 katımı yediğini de ekleyeyim. İnsan az yiyince (çok kötü bir huy ama) ameliyatsız insanların ne kadar yediğine bakıyor. Neyse velhasıl uzatmayayım, evin babası dönüp bana demesin mi "sen ameliyatlı değil misin kızım, NE ÇOK YİYORSUN?" Ebele gübele kaldım evvela, dalga geçiyor sandım, hani ironi falan. Baktım adam direk cevap bekliyor. Ne kadar yiyeceğimi bilmiyor olsaydım kilo veriyor olmazdım, kafanızı yormayın dedim. Bu arada yediğimin nasıl boğazıma dizildiğini, yemekten sonra el yıkama bahanesiyle tuvalete kaçıp ağladığımı, günlerce, evet günlerce "lan acaba çok mu yiyorum gerçekten?!" diye kendi kendimi yediğimi söylemiyorum bile....

Başıma gelen hadiseyi anlatma nedenim elbette sülale dedikodusu yapmak değil. Yeri gelip en yakınlarınızın bile ne kadar densiz olabileceği. Farketmeden ya da daha beteri farkederek sizi incitmeleri.

Şuna çok inanıyorum. Bir konuda incinmemizin sebebi buna izin veriyor oluşumuz. 


Peki ne yapacağız? Ne yapmalıyız daha doğrusu...Güzel sorular. Vaktiyle hepsini yaşadığım için ancak yol göstermeye çalışabilirim. Unutmayın ki; siz bunları okurken ben o kazıkların hepsini o insanlardan tek teeek yemiş ve sindirmiş haldeyim. Hatta içinde kazık ağacı çıkmış bir insanım. :)


Öncelikle size diyetinizle, ilaçlarınızla ya da tıbbi gidişatınızla ilgili yol göstermeye çalışanlara tek bir lafınız olmalı. "Doktorum böyle uygun görüyor." Eğer uzatmaya çalışırlarsa blöf yapın. "Arayayım sen bir konuş istersen" diyebilirsiniz, "sonraki kontrolüme beraber gidelim, bu naçiz fikirlerine bakalım doktorum ne diyecek?". Emin olun bir fasıl geri basacaktır.

Sonralıkla, her mahallede, her ailede şunu göreürsünüz. "Sen gittin ameliyat oldun ama, bizim komşunun torununun kızı Şefika vardı, o da oldu. Hiç kilo veremedi." Bunların felaket senaryoları hiç bitmez. Konu ne olursa olsun konuyla ilgili tecrübeli (!) bir tanıdıkları vardır. Hayır benim de Vatikan'da çalışan tanıdığım var ama kendimi Papa'nın vekili zannetmiyorum havaya girip?! Bence en sinir bozucu kitle budur. Bunları asla ASLA ciddiye almamanızı öneririm. Hatta dinlemeyin bile. Mümkünse ortamdan sıvışın. Sıvışamıyorsanız çatır çatır bozun. Bozamıyorsanız, laf yetiştirecek gücünüz kalmadıysa beni çağırın. Ciddiyim. O denli doluyum bunlara.

Üçüncüsü ve en zoru 1.dereceden yakın aile bireyleridir. Çünkü aile bireylerinin ameliyat olayına mantık çerçevesinde bakması çok zordur. Tabiatıyla duygularıyla ve olağanca korumacılıklarıyla yaklaşırlar. Ana-baba-kardeş-eş-evlat. Hayatınızın baş ekseninde oldukları için ve hayatınızı zehir etmemeleri için bence kontrollerinize hakikaten onlardan en az birisiyle gidin. Size evde yaptıkları tantanın yarısını bile doktorunuzu görünce yapmazlar. Üstelik hekiminiz sorulan sorulara cevap verir, yönlendirir ve içlerini rahatlatır. Dolayısıyla siz de mutlu olursunuz. :)

Ameliyat sonrası her zaman söylediğim gibi, en çok ihtiyacınızın olacağı şey (tıbbi takipten sonra) moral ve motivasyondur. Yine her zaman söylediğim gibi ameliyat sonrası çevreniz daralabilir. Buna da üzülmeyin ve inanın ki; böylesi daha makbul. Sizi üzen insanlardan, yoran insanlardan sessizce uzaklaşın. Size huzur verenler inanın size ömür boyu yeterler ve iyi ki varlar...

Biz obezken bize kulp takan insanlar inanınız ki; zayıflarken de, zayıfken de takacak bir kulp buluyorlar. O nedenle incinmişlik iplerinizi kimsenin eline vermeyin. Unutmayın, siz çok güçlüsünüz. Siz bir ameliyat atlattınız. Bu herkesin harcı değildir. İnsanlar dişini çektiremezken, siz kendi hayatınızda bir devrim yaptınız. Ayakta durun ve sizi üzenlerden sessizce gülümseyerek uzaklaşın. Çünkü hayata, üzülmeye, hele ki kendi seçimlerinizi başkalarının sorgulamasına izin vermeye gelmediniz.

Bizler; her birimiz özeliz. Güzeliz.
Ve seçimlerimizden dolayı kocaman bir alkışı ve saygıyı hakediyoruz.
Önce kendinize, sonra etrafınıza bunu hissettirin.

Sizi üzmelerine izin vermeyin. <3


ve hayır mideniz büyümedi... bu da bir sonraki konumuz olsun. ;)





4 Haziran 2012 Pazartesi

Kilo Kaybı Ameliyatlarından Sonra Katılara Geçiş

Hangi türde ameliyat olduysanız olun, şayet ameliyatlıysanız ve henüz katılara geçmediyseniz, tahmin ediyorum siz de benim yaşadığım duyguyu yaşıyorsunuzdur. Katı yemeyi/çiğnemeyi özlemek! Merak etmeyin, ilk katı lokmanızı aldığınızda muhtemelen bu özleminizden pişman olacak ve pürelere dönmek isteyeceksiniz. :)

Şu kesindir ki; sıvı ve püre beslenmek çok rahat, geçişleri çok kolay ve size yük olmayan tarzda beslenme biçimleridir. Katılara geçiş, katıları hazmetmek vücudunuz için aslında minik bir travmadır. O nedenle öncelikli tavsiyem, ASLA doktorunuzun size verdiği takvimden şaşmayın. Söylediği zamandan önce (ki genellikle tüp mide için 1-1,5 ay, gastric bypass için 1,5-2 ay) kesinlikle katılara geçmeye çalışmayın. Katıyı erken yiyebilmek, sizin için bir zafer değil, vücudunuza gelecek ekstra yüktür. Üstelik zamanından önce midenize yüklenmek ameliyatınıza zararlı olabilir. 

Bu noktada benim kullandığım besin takvimi, doktorumun sitesinde yer alan takvimdi. Doktorunuzun tavsiye ettiği listeler sizin için öncelikli olmalıdır, yine de çok uzun dönem sıvı beslenmek barsak floranızı bozacağından bunu kişisel olarak tavsiye etmiyorum. Böyle bir listeniz varsa bir araştırmanızda fayda var. 

Kişisel olarak konuşmak gerekirse; benim katılara geçişim tamı tamına doktorumun takvimine göre ve 1,5 ayım dolduktan sonra olmuştu. Yine kişisel olarak katılara geçişte çok dikkatli ve seçici davrandım ve oldukça da faydasını gördüm diyebilirim. Öncelikle şunu netleştireyim ki; katılara geçmek, çorba gibi şahane bir besinden vazgeçmek değildir. Benim tavsiyem; özellikle erken dönem katılara geçtiğinizde bir öğününüzü muhakkak çorbanın oluşturması. (Şayet yazın ortasında katıya geçiyorsanız bunun yerine salatalıksız cacık koyabilirsiniz.) 

Yine katılara geçişte hatırlamanız gereken en önemli şey sıvı ve püre öğününüzden çok daha çabuk doyacağınız ve çok daha az yiyebileceğinizdir. Küçük bir tabak püreyi belki rahatça yiyebilirsiniz ama söz konusu katılar olduğunda tahminen ancak yarısını yiyebileceksiniz. Panik yok, normal bu. Sakiniz. :)

Benim katılara geçişim ekşili köfte yemeği ile oldu. Yanlış hatırlamıyorsam iki minik köfte yiyebilmiştim. Benim tavsiyem katılara geçişinizde çok katılardan başlamamanız ve  bu süreci acelesiz, bebek adımlarıyla geçmeniz. Ben öyle yaptım ve son derece rahat bir geçiş dönemi yaşadım. Bebek adımlarından kastım ne peki? Şu: ezilebilecek ve/veya nispeten hazmı kolay şeylerden başlayın. 


-Kıymalı kabak yemeği
-Kıymalı ıspanak
-Kıymalı semizotu
-Her nevi sulu köfte
-Balık (ton balığı/ fırında balık/buğulama) 
-Rafadan yumurta
-Kabuksuz meyveler (çilek hariç)

Bunun bir ileriki adımında, katıların ilk adımına rahat geçtiyseniz:
 
-Kıymalı pırasa yemeği (pırasanın hazmı zordur ancak sindiriminiz için fevkalade yararlıdır. yine de ilk tercihiniz olmasın.)
-Kıymalı bamya (yine sindirim için muhteşem bir yemek!)
-Kıymalı karışık sebze 
-Kabuğu soyulmuş domates ve biberden yapılmış menemen
-Lor peynirli yumurta 
-Kıymalı bezelye
-Kıymalı türlü
-Beyaz peynir çeşitleri
-Zeytin ezmesi/zeytin
-Havuçlu, yoğurtlu meze (pişirerek yapılanı)
-Yoğurtlu semizotu
-Süzme yoğurt

Her yemeği ısrarla kıymalı yazmamın sebebi, et hazmı oldukça zor ve sizi yoracak bir tercihtir. Tamamen katılara sorunsuz geçtiğinizde et denemeleri yapmanızı öneririm. Ayrıca yemeklerinizi et/tavuk suyuna pişirmek protein alımı açısından size oldukça yarar sağlar. 


Bir adım sonrasında sizi nispeten daha az yoracak bir iki seçenek eklemelisiniz. 


Tavuk (kalça but hazmı en kolay yerdir)
Sebzeli tavuk haşlama
Okyanus balıkları
Midye/kalamar/surumi (yengeç) (muhteşem protein kaynakları)


Benim/annemin pişirme tercihlerim/iz her zaman yağsız ve/veya çok az yağlı oldu. Zira kullandığınız kıyma/tavuk yeterince yağ içermekte. Günde üç tatlı kaşığı yağ bünyenin yağ ihtiyacınız karşılar. Bana kalırsa bunlar zaten tavuk ve kıymada var ama gözünüze az geliyorsa yemeğinize ekleyin. 




Kahvaltılarınızda meyve ve/veya rafadan yumurta almayı tercih edin. Meyveyi sabah yemek sinidiriminiz açısından oldukça yararlıdır. Nedense bizim kültürümüzde meyve akşam yemeğinden sonrası ile özdeşleşmiş. Halbuki sabah meyve yemenin sayısız faydası var. Kahvaltı öğününde sade yumurta ya da lor yavan geliyorsa eti form etimek tüketebilirsiniz. Ben hala öyle yapıyorum. 


Bypass ya da sleeve (tüp mide) için de bir hatırlatma yapmak isterim. Özellikle yakın katı dönemlerinizde çiğ sebze/baklagilden uzak durun. İlginç bir biçimde insanın canı ısrarla salata yemek istiyor biliyorum ama çiğ sebzenin ve baklagillerin hazmı çok zor olduğu gibi, insanı çok rahatsız ediyor. Bir yemeğe koyarken de sebzelerinizi (özellikle domates gibi ince kabukluları) soyun. Asla zar kabuklu şeylerin kabuğunu yemeyin


Yine yakın katı döneminizde mısır gevrek ve lapaları midenize oturma hissi yaratır ancak uzak katı döneminde şahane kurtarıcılardır. Restoranlarda soğuk meze olarak geçen şeyleri rahat yediğinizi göreceksiniz. Bunlar da dışarı yemeğe çıkıldığında çorba seçeneğiniz yoksa şahane kurtarıcılar oluyor. 


Ekmek mümkün olduğunca uzak durmanız gereken bir besin. Ne kadar geç başlarsanız o kadar iyi. Lakin bazı besinler var ki ekmeksiz yenemiyor. Burada benim kullandığım taktik, bu tarz besinleri (yumurta gibi) form etimekle yemek. Kabul edin, ekmek olmazsa olmazlarınızdan değil ve olmamalı. 


Makarna, pilav, hamurişi, karbonhidrat ağırlıklı besinler diyetinizde 6 aydan önce olmamalı. Siz bunları okuduğunuzda benim 13.ayım dolmuş olacak ve ben hala bunlardan uzak duruyorum. Özellikle pilav toplamda 3 kere ancak yemişimdir, o da mecburi ortamlarda. Eksikliğini de hissetmiyorum. 

Peki katı döneminin kaçamakları nelerdir?
İşte size dev hizmet. Hem yemesi kolay, hem kalorisi az, benim sıklıkla başvurduğum kaçamaklar. ;)

-Çubuk kraker (hala çantamda taşırım, kurtarıcıların en büyüğü)
-Patlamış mısır (yağsız, tuzsuz, 1 bardak)
-Ceviz, badem, yabanmersini, leblebi
-Şayet şekeriniz düşüyorsa akide şekeri (tarçınlıyı tercih edin.)
-Nesquik



(Muayyen dönemlerinde tatlı aşerenler için not: Bu dönemlerde hafif ve ufak bir porsiyon sütlü tatlı tercih edebilirsiniz (sütlaç hariç)  ancak dumping seçeneğini unutmayın. Limonata ve sahlep'in bile zaman zaman dumping yapabildiğini düşünürsek dikkatli olmanızda fayda var.)  


Yukarıdaki satırlarda da belirttiğim gibi benim katılara geçişim çok rahat oldu. Umarım bu bilgiler size katılara geçişte bir nebze yardımcı olur. Unutmayın, geçişlerin hepsini bebek adımlarıyla yaparsanız kilo verişiniz uzun atlama adımlarıyla olur. Haydin kolay gelsin! :)
 










21 Ekim 2011 Cuma

İnin o tartının üstünden :) [Gastric Bypass sonrası 1.ay]

Hayatımı kökten değiştirecek, güzelleştirecek ve iyileştirecek adımı attıktan sonraki en zor 7 gün geride kalmıştı. Ameliyat olup bitmişti, sapasağlam, komplikasyonsuz, mutlu mesut evimizin yolunu tutmuştuk. Her ne kadar kaldığımız hastane gerek hijyen, gerekse insanların tavrı olarak gayet güzel olsa da insan elbette evini, düzenini, hatta zaman zaman düzensizliğini bile arıyor. Hangimiz bir kez olsun dışarıdan eve girince "İnsanın evi gibisi yok." dememişizdir ki? :)


Ameliyattan sonra evime geldip her zamanki koltuğuma yerleştiğimde ilk düşündüğüm şey, hayatımda ne kadar büyük bir devri kapatıp, ne kadar büyük bir devri açtığım oldu. Kendi çapımda, kendi hayatım için bir devrim yapmış, bir başkasına katlanılamaz yahut olağanüstü gelebilecek riskleri almış ve yeni bir yaşam biçimine kucak açmıştım. İyileşecektim, iyileşeceğimi biliyordum ve arkamdaki defterleri ne pahasına olursa olursa olsun kapatacaktım.


Eve geldiğim gün doktorumun öğüdünü tutup biraz dinlendikten sonra hemen yürüyüşe çıktık. Bir kolumda annem ve bir kolumda Kadriye ablam, evin yakınlarındaki markete kadar gidip geldik. Çok yavaş adımlarla ve arada uzun molalar vererek de olsa yürüdüm.( Aşağı yukarı 250 mtr.) Bu tip ameliyatlardan sonra belki de en önemli şeylerden biri hareket etmek, yürüyüş vs.


Bu konuda özellikle ameliyatınız erken dönemlerinde doktorunuzun ağzına bakmanızı ve HER DEDİĞİNİ uygulamanızı tavsiye ederim. Bugün sıfır komplikasyonla ayaktaysam bunu gerçekten de doktorumun dediklerini harfiyen yapmama borçlu olduğumu düşünüyorum. Unutmayın ki doktorunuz ne kadar iyi, güvenilir ve ehil olursa olsun eğer siz hasta olarak istekli, bilinçli ve yardımcı olmazsanız sonuç almanız o kadar gecikir ve sorun yaşarsınız.


Bu dönemdeki önceliklerinizden birisi ise doğru beslenme. Ben doktorumun internet sitesindeki beslenme planını adım adım takip ettim. İlk bir haftamı sadece sıvı beslenerek geçirdim. Neydi bu sıvılar?


*Su
*Açık çay
*Suyla karıştılmış (yoğunluğu azaltılmış) GERÇEK meyve suları
*Terbiyeli tavuk suyu (Şehriyeli tavuk suyuna çorbanın şehriyesiz halini düşünün)


(Korkmayın bu sadece ilk bir hafta-on gün yiyecek planı. Bir haftanız dolduğunda genellikle daha ehven şeylere geçiyorsunuz. Kıvamı koyu olmayan, gaz yapmayan ve tanesiz çorbalar baştacınız oluyor.)


Normalde bu dönemde yağsız süt ve ayran içebilmeniz gerekiyor ama doktorum ilk 10 gün bunları içmememi söylemişti zira gaz sancılarım oluyordu ve malumunuz süt de ayran da gaz yapar. Şayet ameliyatınızdan sonra gaz probleminiz oluyorsa süt ve ayran konusunda temkinli olmanızı öneririm.


İlk bir hafta-on gün sonrası dönem:


Aşağıda vereceğim linkte doktorum Doç.Dr.Halil Coşkun'un gastric bypass sonrası için hazırladığı beslenme planını göreceksiniz. İncelemenizi tavsiye ederim. 


http://www.obezitecerrahisi.com/story/gastric_bypass_ameliyati_sonrasi_beslenme_plani


Şunu çok net söyleyebilirim ki ameliyattan sonraki dönemler içerisinde en çok sıkılacağınız dönem budur. Yeme - içmenin hayatınızdan ne kadar çok zaman çaldığını anlayacaksınız. Resmen bomboş kalacaksınız. Paniklemeyin! Hepimizin başına geliyor :)


İkinci sıkıntınız da (bünyeye göre değişmekle birlikte) gaz sıkıntısı olacak. Bu yüzden misafir kabul etmemenizi yahut çok kısa yanlarında kalmanızı önereceğim. Geğirme bu bir ay içerisinde adeta bir yaşam biçimi olacak sizin için. Keza gaz çıkarmak da öyle. ASLA ve ASLA bunları tutmayın. Şayet ev doluysa kaçın, yatak odasına, balkona kaçın ve işinizi görün. Sağlığınız için bunları yapabilmeniz çok önemli. Şayet tutarsanız ya da tutmaya çalışırsanız "çıkmayan gaz sancısı" ile kıvranabilirsiniz ve inanın bana bunu yaşamak istemezsiniz. Bir gaz sancısı gecesi kalp krizi geçiriyorum sanıp az kala acilde alıyordum soluğu. Yapmayın, etmeyin. 


Günlük yürüyüşlerinizi ihmal etmeyin. Kısa mesafelerle başlayıp, her gün biraz arttırarak yürüyüşe devam edin. Zamanla yürüyüşünüzün, nefesinizin açıldığını ve daha iyi yürüyebildiğinizi göreceksiniz. Bu hem dolaşım sisteminiz açısından, hem de ameliyat sonrası egzersizi olarak muhteşemdir. (Açık ameliyat olanların bir süre daha istirahat etmesi gerekibilir, doktorunuza danışın bu mevzuyu. Ben laparoskopik ameliyat için yazıyorum elbette:)


ASLA kaçamak yapmaya çalışmayın. Zaten teknik olarak yiyemezsiniz ama "taneli şeylerden yiyeyim, bir şey olmaz." demeyin. Ameliyatınızın hemen sonrasında mideniz hem küçük, hem de ödemden şiş olacağı için taneli yiyecekler tıkanmanıza sebebiyet verebilir. 


İnin o tartının üstünden! 
Biliyorum çok zor zira unutmayın ki bunları yaşayıp yazıyorum, demek ki ben de bir çoğunu yaptım :) İnin o tartıdan. Kaç gram verdiğiniz sizde saplatı olmasın. Tartınızı eskitmenin bir anlamı yok. Mümkün mertebe odağınızı değiştirmeye çalışın. Her sabah kahvaltıdan önce ve tuvalete gittikten sonra alacağınız sonuç, en kesin sonuçtur. ASLA geceleri tartılmayın. Kıyafetle tartılmayın, durduk yere asabınız bozulur. Bunları okuyup "hee, hee yaparı" deyip tartıya koşmayın, bak ne diyorum, yapmayın :) (Biliyorum, yapacaksınız :) 



Kendinizi başka ameliyatlılarla kıyaslamayın! 
Gerek hastanede tanışacağınız, gerek internette rastladığınız ameliyatlı arkadaşlarınızla (ameliyatınız aynı gün olmuşsa ve aynı kilodaysanız dahi) kendinizi, yedikleriniz, yiyemediklerinizi kıyaslayıp bunlaıma girmeyin. Unutmayın ki herkesin metabolizması farklı. Kimi hızlı, kimi yavaş kilo veriyor. "Şu kadar ay oldu, o x kilo vermiş, ben y diye kendinize hayatı zehir etmeyin." 



İlk bir hafta-on gününüz geçince yüksek ihtimalle ilk kontrolünüz için doktorunuza görünecek ve yeni beslenme listenizi alacaksınız. Artık yavaş yavaş akıcılığı arttırılmış (cıvık) püreleri ve koyu kıvamlı çorbaları içebilirsiniz. Yine de net yiyecek, içecek listeniz için doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin. 



Bu dönemde tavuk suyu, içebiliyorsanız et suyu'na (yağı alınmış da olsa et suyu içemedim ben mesela) yapılmış orta kıvamlı çorbalar hayatınızı kurtaracaktır. Protein açısından zengin oldukları için doğru beslenmenizi sağlarlar. Unutmamanız gereken şey gaz yapıcı her nevi gıdadan uzak durmaktır. (Mercimek, ezogelin vs. gibi)


Kalsiyum değerleriniz açısından muhakkak süt içmelisiniz. Seçtiğiniz süt diyet (yağı alınmış ) olsun. Gaz yapmaması için bu dönemde ılık ya da sıcak içmenizi tavsiye ederim. Şayet içemiyorsanız mesela domates çorbanıza bir miktar lor peyniri koyup rondoda çekip için. Kalsiyum eksiğinizi tamamlayın. 



Taburcu olduunuz zaman size bir kısım vitamin yazılacaktır. (Yazılması gereklidir) Bunlardan başlıcası demir, b12 enjeksiyonu, multivitamin ve kalsiyum'dur. Doktorunuz gerekli görürse bunları azaltıp çoğaltabilir. Doktorunuzun verdiği kadar vitamini HER GÜN aldığınıza emin olun. Vitamin eksikliği uzun dönemde vücut için tehlikeli ve yıpratıcıdır. 


Şehir efsanelerinden ve yalanlardan uzak durun!
Sosyal medyayı takip eden biriyseniz ameliyatlı kişilerden bazılarından "Bir çorbayı dört saatte içiyorum." vs. gibi şeyleri sıkça duyacak ve bunalıma gireceksinizdir. Ben girmiştim. Bir çorbayı dört saatte içmiyorsunuz, korkmayın. Evet başlarda bir öğününüz (yaklaşık bir küçük çay bardağı kadar) 25 dk ila 45 dakika arası sürebiliyor ama saatler sürmüyor. Her duyduğunuza itibar etmeyin lütfen. 


ASLA eski yeme-içme siteminizdeymiş gibi davranmayın. Aceleniz yok. Suyunuzu kafanıza dikmeyin. (tıkanırsınız) İçeceklerinizi küçük yudumlarla ve yavaş yavaş için. Yiyeceklerinizi küçük yudumlarla alın. 


Ve tebrikler! Birinci aynınız bitti! En sıkıntılı dönemi göz açıp kapayıncaya kadar atlattınız, süpersiniz, kutlayın kendinizi ve inin o tartının üstünden! Hooop kime diyorum! :)))


[Aşağıdaki fotoğraf birinci ay kontrolüm sırasında, hastane bahçesinde çekildi. Yaklaşık (inanın tam hatırlamıyorum 15 kilo kadar vermiştim. 130 kiloyla başlayınca farkedilmiyor bile 15 kilo, devede kulak kalıyor ancak veri olsun, merakınızı gidersin diye koyuyorum]





[Ameliyatla ilgili aklınıza takılan sorular için bana her türlü mecradan ulaşabilir, yazabilirsiniz. ]