ameliyattan sonra neler yemeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ameliyattan sonra neler yemeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2012 Pazartesi

Kilo Kaybı Ameliyatlarından Sonra Katılara Geçiş

Hangi türde ameliyat olduysanız olun, şayet ameliyatlıysanız ve henüz katılara geçmediyseniz, tahmin ediyorum siz de benim yaşadığım duyguyu yaşıyorsunuzdur. Katı yemeyi/çiğnemeyi özlemek! Merak etmeyin, ilk katı lokmanızı aldığınızda muhtemelen bu özleminizden pişman olacak ve pürelere dönmek isteyeceksiniz. :)

Şu kesindir ki; sıvı ve püre beslenmek çok rahat, geçişleri çok kolay ve size yük olmayan tarzda beslenme biçimleridir. Katılara geçiş, katıları hazmetmek vücudunuz için aslında minik bir travmadır. O nedenle öncelikli tavsiyem, ASLA doktorunuzun size verdiği takvimden şaşmayın. Söylediği zamandan önce (ki genellikle tüp mide için 1-1,5 ay, gastric bypass için 1,5-2 ay) kesinlikle katılara geçmeye çalışmayın. Katıyı erken yiyebilmek, sizin için bir zafer değil, vücudunuza gelecek ekstra yüktür. Üstelik zamanından önce midenize yüklenmek ameliyatınıza zararlı olabilir. 

Bu noktada benim kullandığım besin takvimi, doktorumun sitesinde yer alan takvimdi. Doktorunuzun tavsiye ettiği listeler sizin için öncelikli olmalıdır, yine de çok uzun dönem sıvı beslenmek barsak floranızı bozacağından bunu kişisel olarak tavsiye etmiyorum. Böyle bir listeniz varsa bir araştırmanızda fayda var. 

Kişisel olarak konuşmak gerekirse; benim katılara geçişim tamı tamına doktorumun takvimine göre ve 1,5 ayım dolduktan sonra olmuştu. Yine kişisel olarak katılara geçişte çok dikkatli ve seçici davrandım ve oldukça da faydasını gördüm diyebilirim. Öncelikle şunu netleştireyim ki; katılara geçmek, çorba gibi şahane bir besinden vazgeçmek değildir. Benim tavsiyem; özellikle erken dönem katılara geçtiğinizde bir öğününüzü muhakkak çorbanın oluşturması. (Şayet yazın ortasında katıya geçiyorsanız bunun yerine salatalıksız cacık koyabilirsiniz.) 

Yine katılara geçişte hatırlamanız gereken en önemli şey sıvı ve püre öğününüzden çok daha çabuk doyacağınız ve çok daha az yiyebileceğinizdir. Küçük bir tabak püreyi belki rahatça yiyebilirsiniz ama söz konusu katılar olduğunda tahminen ancak yarısını yiyebileceksiniz. Panik yok, normal bu. Sakiniz. :)

Benim katılara geçişim ekşili köfte yemeği ile oldu. Yanlış hatırlamıyorsam iki minik köfte yiyebilmiştim. Benim tavsiyem katılara geçişinizde çok katılardan başlamamanız ve  bu süreci acelesiz, bebek adımlarıyla geçmeniz. Ben öyle yaptım ve son derece rahat bir geçiş dönemi yaşadım. Bebek adımlarından kastım ne peki? Şu: ezilebilecek ve/veya nispeten hazmı kolay şeylerden başlayın. 


-Kıymalı kabak yemeği
-Kıymalı ıspanak
-Kıymalı semizotu
-Her nevi sulu köfte
-Balık (ton balığı/ fırında balık/buğulama) 
-Rafadan yumurta
-Kabuksuz meyveler (çilek hariç)

Bunun bir ileriki adımında, katıların ilk adımına rahat geçtiyseniz:
 
-Kıymalı pırasa yemeği (pırasanın hazmı zordur ancak sindiriminiz için fevkalade yararlıdır. yine de ilk tercihiniz olmasın.)
-Kıymalı bamya (yine sindirim için muhteşem bir yemek!)
-Kıymalı karışık sebze 
-Kabuğu soyulmuş domates ve biberden yapılmış menemen
-Lor peynirli yumurta 
-Kıymalı bezelye
-Kıymalı türlü
-Beyaz peynir çeşitleri
-Zeytin ezmesi/zeytin
-Havuçlu, yoğurtlu meze (pişirerek yapılanı)
-Yoğurtlu semizotu
-Süzme yoğurt

Her yemeği ısrarla kıymalı yazmamın sebebi, et hazmı oldukça zor ve sizi yoracak bir tercihtir. Tamamen katılara sorunsuz geçtiğinizde et denemeleri yapmanızı öneririm. Ayrıca yemeklerinizi et/tavuk suyuna pişirmek protein alımı açısından size oldukça yarar sağlar. 


Bir adım sonrasında sizi nispeten daha az yoracak bir iki seçenek eklemelisiniz. 


Tavuk (kalça but hazmı en kolay yerdir)
Sebzeli tavuk haşlama
Okyanus balıkları
Midye/kalamar/surumi (yengeç) (muhteşem protein kaynakları)


Benim/annemin pişirme tercihlerim/iz her zaman yağsız ve/veya çok az yağlı oldu. Zira kullandığınız kıyma/tavuk yeterince yağ içermekte. Günde üç tatlı kaşığı yağ bünyenin yağ ihtiyacınız karşılar. Bana kalırsa bunlar zaten tavuk ve kıymada var ama gözünüze az geliyorsa yemeğinize ekleyin. 




Kahvaltılarınızda meyve ve/veya rafadan yumurta almayı tercih edin. Meyveyi sabah yemek sinidiriminiz açısından oldukça yararlıdır. Nedense bizim kültürümüzde meyve akşam yemeğinden sonrası ile özdeşleşmiş. Halbuki sabah meyve yemenin sayısız faydası var. Kahvaltı öğününde sade yumurta ya da lor yavan geliyorsa eti form etimek tüketebilirsiniz. Ben hala öyle yapıyorum. 


Bypass ya da sleeve (tüp mide) için de bir hatırlatma yapmak isterim. Özellikle yakın katı dönemlerinizde çiğ sebze/baklagilden uzak durun. İlginç bir biçimde insanın canı ısrarla salata yemek istiyor biliyorum ama çiğ sebzenin ve baklagillerin hazmı çok zor olduğu gibi, insanı çok rahatsız ediyor. Bir yemeğe koyarken de sebzelerinizi (özellikle domates gibi ince kabukluları) soyun. Asla zar kabuklu şeylerin kabuğunu yemeyin


Yine yakın katı döneminizde mısır gevrek ve lapaları midenize oturma hissi yaratır ancak uzak katı döneminde şahane kurtarıcılardır. Restoranlarda soğuk meze olarak geçen şeyleri rahat yediğinizi göreceksiniz. Bunlar da dışarı yemeğe çıkıldığında çorba seçeneğiniz yoksa şahane kurtarıcılar oluyor. 


Ekmek mümkün olduğunca uzak durmanız gereken bir besin. Ne kadar geç başlarsanız o kadar iyi. Lakin bazı besinler var ki ekmeksiz yenemiyor. Burada benim kullandığım taktik, bu tarz besinleri (yumurta gibi) form etimekle yemek. Kabul edin, ekmek olmazsa olmazlarınızdan değil ve olmamalı. 


Makarna, pilav, hamurişi, karbonhidrat ağırlıklı besinler diyetinizde 6 aydan önce olmamalı. Siz bunları okuduğunuzda benim 13.ayım dolmuş olacak ve ben hala bunlardan uzak duruyorum. Özellikle pilav toplamda 3 kere ancak yemişimdir, o da mecburi ortamlarda. Eksikliğini de hissetmiyorum. 

Peki katı döneminin kaçamakları nelerdir?
İşte size dev hizmet. Hem yemesi kolay, hem kalorisi az, benim sıklıkla başvurduğum kaçamaklar. ;)

-Çubuk kraker (hala çantamda taşırım, kurtarıcıların en büyüğü)
-Patlamış mısır (yağsız, tuzsuz, 1 bardak)
-Ceviz, badem, yabanmersini, leblebi
-Şayet şekeriniz düşüyorsa akide şekeri (tarçınlıyı tercih edin.)
-Nesquik



(Muayyen dönemlerinde tatlı aşerenler için not: Bu dönemlerde hafif ve ufak bir porsiyon sütlü tatlı tercih edebilirsiniz (sütlaç hariç)  ancak dumping seçeneğini unutmayın. Limonata ve sahlep'in bile zaman zaman dumping yapabildiğini düşünürsek dikkatli olmanızda fayda var.)  


Yukarıdaki satırlarda da belirttiğim gibi benim katılara geçişim çok rahat oldu. Umarım bu bilgiler size katılara geçişte bir nebze yardımcı olur. Unutmayın, geçişlerin hepsini bebek adımlarıyla yaparsanız kilo verişiniz uzun atlama adımlarıyla olur. Haydin kolay gelsin! :)
 










26 Şubat 2012 Pazar

Kilo Kaybı Ameliyatları Sonrası Erken Dönem Beslenme

Merhaba çorbalarla kanka olacağımız dönem, merhaba!

Kilo kaybı ameliyatlarından sonra iç dikişleriniz iyileşmesi ve sağlıklı bir beslenme sistemine geçebilmeniz için zamana ve hafif beslenmeye ihtiyacınız vardır. Ameliyatınızdan sonra geçirmeniz gereken diyet süreci şöyledir. 

-Berrak Sıvı
-Sıvı/Yoğun sıvı/Taneli sıvı
-Cıvık püre/Püre
-Katı

Doktorunuz size bu beslenme sistemini açıklayacak ve beslenme listesi verecektir olasılıkla. Ben size çoğunlukla yaşayarak öğrendiğim beslenme sistemini aktaracağım. 

Öncelikle bilmeniz gereken aynı ameliyatı, aynı gün, aynı kiloyla olmuş olsa bile her insanın metabolizmasının farklı olduğudur. Benim çok rahat içebildiğim çorba, sizde bulantı yapabilir. Siz meyveli yoğurt yerken ben bundan tiksinebilirim. Bu gayet normaldir. Bayıldığınız bir çok yiyecekten tiksinebilir, yanından bile geçmek istemeyebilirisiniz. Unutmayın ki yeni beslenme sisteminizi oturtmak zaman ve çaba isteyecek. Ameliyat sihirli bir değnek değil ve sizin üstünüzden bütün yükü almasını beklemeyin.

Berrak sıvı diyetiniz olasılıkla hastanede, kaçak testiniz bittikten sonra başlayacak ve siz eve çıkana kadar devam edecektir. Eve çıktığınızda ise genellikle sıvılara geçmeniz istenir. "Ohooo sıvı o kadar çok şey var ki yenecek!" diye düşünseniz bile, inanın insan ne yesem diye çatlayabiliyor, seçenekler tükenebiliyor zaman zaman. 

Ben sizinle bana iyi gelen, bir nevi kurtarıcı besinleri paylaşacağım elimden geldiğince. Beslenme sisteminde protein ve kalsiyumun öneminden geçen yazıda bahsetmiştim. Sıvı diyetinizde bunların ağırlıklı olmasına gayret gösterin. Çorbalarınızı muhakkak gerçek et/tavuk suyuna yapın. Ben eve çıkar çıkmaz annem kasaptan etli kemikler alıp kaynatmış, suyunu çıkarmıştı. Tahmin edin ne oldu? Ağzıma süremedim! Et suyu bana çok ağır geldi, beni bu dönemde kurataran şey tavuk suyu oldu. Neredeyse her çorbayı tavuk suyuna yaptık. Eğer tiksiniyorsanız kendinizi zorlamayın ancak muhakkak proteininizi alın. 

Benim bu dönemde hayatımı kurtaran besinlere gelirsek:

* Terbiyeli tavuk suyu çorbası (şehriyesiz) (erken dönemde şehriye tıkanma hissi verebilir. Taneli döneme geçene kadar bir süre dokunmadım ben)

*Tavuk suyuna sebze çorbası (sebzeleri tavuk suyuna atıp haşlayın, sonra geri çıkarın)

* %100  Meyve suları (Ben evde sıkmanızı ve sulandırmanızı tavsiye ederim. Hazır alacaksanız %100 olmasına, nektar vs. olmamasına dikkat edin. Hazırlardan bilhassa elma suyunu suyla karıştırıp içtim ben.)
Şayet tiksinmiyorsanız bunları et suyuna yapmanız çok daha faydalıdır. Doktorunuz izin verdiyse bu dönemde süt ve ayran içmeniz fevkalade yararlıdır. Gaz sorunu olan bir hastaysanız doktorunuz erken dönemde bunlara müsaade etmeyebilir. Ben 10.günüm bittiğinde içebildim ancak. 

*Süt (Yağsız ve aromasız (muzlu, çilekli vs) olanları tercih edin.

*Ayran (Abartı gibi gelebilir ama ayran uzun süre bana yağlı geldi ve midemi bulandırdı lakin ne kadar faydalı olduğu aşikar. Light ayranlar bir çok markette var. Ancak light ayran tüketebildim, o da çok fazla olmamak kaydıyla. Hala da çok içebildiğimi söyleyemem.)

Yoğun sıvılara ne zaman geçmelisiniz? Bunu ancak doktorunuz ve siz bilebilirsiniz. Bazen doktorunuzun listesinde yoğun sıvıya geçebilirsin yazan dönemde bile geçilemediği ve bünyenin kaldırmadığı olabiliyor. Diyetinizde değişiklik yaparken kendinizi dinleyin. Ağır geliyorsa geçmeyin. Unutmayın mideniz bir bebek midesi gibi. Hiç aceleniz yok, olmasın. 

Yoğun sıvılar döneminde yine çorbalarınızı et ve tavuk suyuna yapmaya özen gösterin. Benim bu dönemde en sık tükettiğim yiyecekler şunlardı:

*Sebze çorbası (Üstteki tarifteki gibi sebzeleri tavuk suyunda haşlayıp çıkarın. Bir tek kabak kalsın. Kalan çorbayı rondodan geçirin.) Çorbanızın kıvamının püreye yakın olmamasına dikkat edin. Çorba formunu koruyun. Bu çorba aynı zamanda sindirim/boşaltım sorunlarına birebirdir. (Saklamayın, kabızsınız biliyorum! Hangimiz değildi ki!)

*Tarhana çorbası (Öncelikle ev tarhanası kullanın eğer imkanınız varsa. Acı olmamasına dikkat edin. Bu dönemde muhtemelen baharatlarla aranız iyi olmayacak.) Mümkün mertebe koyu kıvamlı olmamasına gayret edin. 

*Yoğurt çorbası/Yayla çorbası (Nanesiz ve yağsız pişirin)

*Ekşili köfte yemeğinin köftesizi. (Bu çorbayı annemle uydurduğumuz için böyle tarif ettim. Ekşili köfte yapıp içinden köfttelerini çıkarın. İşte en çok içtiğim çorba! )

*Tavuk suyuna tebiyeli rondo şehriye (Az şehriye katılmış tavuk suyunu rondodan geçirin. Çorba kıvamını kaybetmesin.)

Bu dönemde çok çok rafadan (tamamen cıvık olması kaydıyla) yiyebilirsiniz. Ben bir kere yedim ve sanıyorum 3.ayıma kadar bir daha yiyemedim. Eğer yiyebiliyorsanız günde bir "rafadan ötesi yumurta" size iyi bir protein kaynağı olacaktır. 



*Süt (Sütü buz gibi içmek yerine ılıtmanızı tavsiye ederim. Bu dönemde hep ılık süt içtim.)

*Ayran. 

*%100 Meyve suları (Bu dönemde de sulandırmanızı tavsiye ederim.)

*Evde yapılmış hoşaflar (Tanelerini çıkarıp, sulandırıp içebilirsiniz.) Özellikle kayısı hoşafı sindirim/boşaltım için süperdir!

Taneli sıvılara geçmek aslında bir nevi katılara da rahat geçirp geçmeyeceğinizin testi gibidir. Ben tüm bu değişim dönemlerini çok rahat geçtim ve katılara da geçişim sorunsuz oldu. Ben bu konuda şanslıydım ancak doktorumun zamanlama ve yiyecek listesinin bir adım bile dışına çıkmadım diyebilirim rahat rahat. 

Tanelilere hazır olup olmadığınızı ölçmelisiniz. Elbette ilk lokmanızda biraz rahatsız hissedeceksiniz ancak zamanla geçecek. Yine de çok rahatsız olduysanız kendinizi asla zorlamayın ve erteleyin. 

Bunun yanında bazı doktorlarımızın hastalarına kalabildiğin kadar sıvıda kal dediğini ve 8-9 ay sıvıda kalan hastalar olduğunu biliyorum. Ben buna kesinlikle karşıyım. Sürekli sıvı beslenmek barsak floranızı bozacağı gibi sizi amacınızdan da saptıracaktır. Amacınız yeni bir beslenme sistemi yaratmak. Bunu da ancak sağlıklı, katı gıdalarla yapabilirsiniz. Sıvılar dönemi bir geçiş dönemidir ve öyle kalmalıdır bence. 

Taneli döneme geçtiğinizde aklınıza gelebilecek her şeyi çorbanızın içine katıp rondolayabilirsiniz. Burada dikkat edilmesi gereken şey çorbanın püre kıvamına gelmeyecek kadar cıvık olması ve kattığınız besinlerin gaz yapmamasıdır. Yani fasulye, nohut vs. gibi şeylerden kaçınmalısınız. 

Bu dönemde en sık tükettiklerim:

*Tavuk suyuna terbiyeli rondo şehriye (Biraz daha koyu kıvamlı olanı ama püre kadar değil.)

*Kabak çorbası (Tavuk suyunda kabakları haşlayıp rondolayın.)

*Tarhana çorbası (Acısız, baharatsız, ev tarhanası)

*Yayla/Yoğurt çorbası (Pirinçsiz ama kıvamlı)

* Süt

*Kayısı hoşafı 

Bir hasta olarak benim dezavantajım çoğu ameliyatlı arkadaşlarımın yediklerini yiyememek, yedikleri kadar yiyememek ve bir çok besinden tiksinmek oldu. Şayet böyle bir şey yaşamıyorsanız çorbalarınızda yeni tatlar deneyin. Benim midem yeni tatlar için fazlasıyla sinameki idi. Hala da öyle. Olabildiğince soğan, sarımsak, yoğun aromalar, soslar ve baharattan ilk dönemlerinizde uzak durun. Bırakın damak tadınızdan önce beslenmeniz gelsin. 

İçtiğiniz çorba bile olsa yavaş, dura dura ve yudum yudum için. Asla yemeği aceleye getirmeyin ve gün boyunca 1,5-2 lt. su içtiğinize emin olun. Yemeklerle sıvı almayın, yemeğin yanında asla su/çay vs içmeyin. Araya en az yarım saat koyun ki tıkanmayasınız. 

Cıvık püre/Püre dönemi çorbalardan sonra size adeta ilaç gibi gelecek, seçeneklerinizin çok fazla olacağı bir dönem. Ben şahsen bu döneme bayılmıştım. Üstelik çok lezzetli şeyler yapabilirsiniz!

Öncelikle püre deyince aklınıza gelen patates püresi imajını kafanızdan silin. Aklınıza gelebilecek hemen her şeyin püresini yapabilirsiniz. Sebzeleri yine muhakkak et ya da tavuk suyuna püre yapmanızı ve kabak/patates vbg. yiyeceklerin içine de püre yaparken yağsız peynir katmanızı(lor) tavsiye ederim. 

Bu dönemde en büyük kurtarıcılarım:

*Kabak püresi (Yağsız lor peyniri ile)

*Ton balığı püresi (Sıfır yağlı olanlardan alıp rondoladım bol bol) 

*Ispanak püresi (Pirinçsiz ıspanak yemeği yapar gibi yapıp rondolayın)

*Semizotu püresi (Pirinçsiz semizotu yemeği yapar gibi yapıp rondolayın)

*Karışık sebze püresi (kabak-havuç-vs. aklınıza ne gelirse ekleyebilirsiniz.)

*Rafadan ötesi yumurta

*Peynirli patates püresi

*Tavuk püresi (Kalça but etinden rondo)

*Pırasa püresi (Zeytinyağlı pırasayı pirinçsiz pişirip rondolayın)(Bu ayrıca kabızlık için şahanedir.)

*Elma püresi 

*Markette bebekler için üretilen hazır püre mamalar /dışarı çıktığınız zaman yahut çalışırken kurtarıcı oluyorlar.

*Muz püresi 

*Kayısı püresi 

*Her nevi yağsız yoğurt (normal yağlı olanlar mide bulandırabilir.)

*Süt

Meyve pürelerinizi yaparken:
Öncelikle her nevi meyvenin püresini yapabilirsiniz. Ben ananas, muz, şeftali ve elmayı çok tüketmiştim. Şayet yeterince protein alamadığınızı düşünüyorsanız, doktorunuza danışarak protein tozu (aromasız, şekersiz) kullanabilir, püre yerine kıvamlı meyveli yoğurt hazırlayabilirsiniz. Hazır meyveli yoğurtlar şeker içerdiği için ben almadım ve kullanmadım.Özellikle kahvaltı öğününde ben meyve püresi, akşam öğününde ise ton balığı püresi tüketmeye çalıştım. Kan değerlerime de sonucunun olumlu yansıdığını gördüm.

Püreleri rahat rahat tükettikten sonra katılara geçebilirsiniz. Kişisel tavsiyem katılara geçişinizde itidalli olmanızdır. Örneğin direk parça et yerine köftelerden ve sulu yemeklerden başlayın. Benim ilk aldığım katı ekşili köfte yemeği idi. Unutmayın aceleniz yok, bebek adımlarıyla yürüyün bu yolu. Kendinizi ve yeni midenizi tanıyın ve ona zaman ayırın. Doktorunuzun sözlerine kulak verin ve vitaminlerinizi asla ihmal etmeyin.

Özellikle baharatlar ve aromalı besinler/soğan sarımsak/çiğ sebzeler, meyveler konusunda acele etmeyin. Siz bu yazıları okuduğunuzda ben 10. ayımı dolduruyorum ve hala karabiber, kimyon/salata vs. bana çok dokunuyor. Ancak acı konusunda sorunsuzum. Her bünye başka şeylerden etkileniyor. Dolayısıyla biraz da deneme yanılma yapacaksınız.

Eski hayatınızda olmayan, beklenmeyen tepkilerde ne yapacaksınız?

Bulantı: Bazı besinler ya da kokular midenizi bulandırabilir. Bu çok normaldir. "Ay bana ne oluyor?" diye doktorunuza koşmanıza gerek yoktur. Bu gibi durumlarda şekersiz nane şekeri (rocco/olips vs.) gibi bir şeker emebilirsiniz. İyi gelecektir. 

Kusma: (Nadir de olsa) Her kusma dumping demek değildir. Paniğe kapılmayın. Normalde biraz daha hızlı yediyseniz, yağlı yediyseniz, şekerli yediyseniz, dumping olmasa dahi kusabilirsiniz. Artık yeni mideniz yutağınıza daha yakın olduğu için kusmak çok daha kolaydır. Kusmalarınız rutine binmediği sürece korkmanıza gerek yoktur. Sadece beslenme sisteminizi gözden geçirin. 

Yanma/Reflü: Özellikle yatmadan hemen önce yediyseniz yahut size mide koruyucu bir ilaç verildi ve aksattıysanız bu şikayetleriniz artabilir. Yatmadan iki saat evvel (minimum) yemeği kesin. İşe yarayacaktır. 

Gaz sancısı: Yine gaz yapmayan besinler ve içeceklerle bu sorunun üstesinden gelebilirsiniz ancak gaza meyilli bir bünyeniz varsa yapacak bir şey yok. Ben en çok gaz sancısı çektim mesela beslenmeme dikkat ettiğim halde. 

Kabızlık: Korkmayın, bu hepimizin başına gelen bir şey. Koca koca adamlar, kadınlar olarak neler çektik bir bilseniz! Öncelikle kayısı hoşafı, püresi, suyu size bu konuda çok yardımcı olacaktır. Bunun yanı sıra kabak içeren her şey yine bu konuda yardımcınızdır. Kabızlık için prebiyotik yoğurt vs. gibi şeyleri ne ben, ne doktorlar tavsiye ediyor ancak 4 günü geçtiyseniz laksatifler için yine doktorunuza danışmakta fayda var.

Size erken dönem beslenmesiyle ilgili verebileceğim en güzel tüyo ise tabaklarınızı ve kaşıklarınızı "bebek tabağı/kaşığı" ile değiştirin. Mümkünse koyu renkli olsun. (Koyu renk iştahı kapatır). Şekerli besinlerden hem dumping yaşamamak, hem de kalori almamak için kaçının. Her öğününüze 45 dk-1 saat ayırın. Acelesiz, keyfini çıkara çıkara yemek yiyin. Her ne kadar garnitür vs. gibi şeyler yiyemiyor olsanız da tabağınızın kenarını süsleyebilirsiniz. Hem moralinize, hem gözünüze hitap eden bir tabak, neden olmasın!




İçecekler

İçecek konusu; ameliyattan önce günde 6-7 bardak nescafe içip, litrelerce kola tüketen benim için en zor konuydu. Sizi bilemiyorum ama ben rutin olarak her sabah gözünü açar açmaz kahve içen bir insandım. Tabii ki yeni beslenme sisteminizde ne nescafe'nin, ne kola'nın yeri yok. Öncelikle telvesiz tüm kahveler yapaydır ve sağlıksızdır. Erken dönemde size kahveyi tavsiye edemiyorum ancak ikinci ayım bittiğinde türk kahvesine başladım ben. 

Açık çay en ideal içecek bu dönemlerde. Ancak içtiğiniz demir hapı ile çayınız arasına iki saat koyun. Çayın içindeki maddeler demirin etkisini nötrler. 

Meyve sularını evde sıkın ya da %100 alın. Muhakkak sulandırarak için. Ben hala öyle içiyorum. 

Kola'nın yakınından bile geçmeyin. Milyar kalori olmasının yanında gazlı olduğu için tehlikelidir. Keza soda ve diğer gazlı içecekler. 

Süt artık en yakın arkadaşınız olsun. Bu alışkanlığı kendinizde oturtmaya çabalayın. Sade süt konusunda sıkıntı yaşıyorsanız kaşığın ucuyla kakao katabilirsiniz. 

Nesquik benim sıklıkla tükettiğim (günde 1 bardak süte bir çay kaşığı) ve vitamin değerimi toparlamam yardımcı, harika bir tattı. Şimdi tüketmiyorum fazla. (10 günde bir) ama o dönemler çok işe yaramıştı. 

Sebze suyu ben kullanmadım ama kullanabilirsiniz, bence bunu da sulandırmakta fayda var. 

Son olarak; unutmayın bu önemli bir dönem. Gereken besin ve vitamini almanız çok önemli. Bu yüzden lütfen kendinize beslenme temeli oluştururken zaman ayırın. Yeni beslenme sisteminizi sevin ya da buna çabalayın. Göreceksiniz, her şey çok güzel olacak! :)









29 Aralık 2011 Perşembe

Bariatrik Cerrahi Sonrası Beslenme Kısırdöngünüzü Değiştirmek


Size kilo kaybı ameliyatları (her türü) için bir sır vereyim. Evlilik ve çocuk kararınız da dahil olmak üzere bu ameliyat; hayatınızda verdiğiniz -net- en önemli karar olacak. Hayatınızda vereceğiniz diğer önemli kararlar size eklenecek ya da sizden bir şeyler alacak şeyler iken, bu ameliyat sizi ruhsal ve bedensel olarak kökten değiştirecek yegane şey çünkü. 

Madem bu adımı attınız, zor olanı başarıp ameliyatınızı oldunuz (ya da planlıyorsunuz) ameliyattan sağlıklı çıkmanın bu işin sadece yüzde %60'ı olduğunuzu bilmelisiniz. Şahane bir doktor ya da muhteşem bir ameliyat, sizin beslenme sisteminiz kötü ve sağlıksız oldukça size yardım edemez. Uzun vadede tekrar aynı sorunları yaşamanız kaçınılmaz. Bir daha asla eskisi gibi olmam diye düşünürseniz yanılırsınız. Ne yazık ki; kilo kaybı ameliyatları mucize değil, sadece obezitede kullanılan en güzel silahlardır. Silahınızı doğru kullanmayı öğrenmek ise beslenme sisteminize hakim olmak ve sağlıklı bir beslenme sistemi oturtmaktır. 


Bu noktada en büyük yardımcınız -kendinizi hissetmeye başlamak- olacak. Eskiden hissetmediğiniz -doyma- hatta hatta - bir lokma daha yersem herhalde çatlayacağım- hissi geri gelecek. Bu en büyük avantajınız. Sizlere tavsiyem hiç bu hissi duyana kadar yemeyin e mi. :)

Gastric bypass ameliyatından çıktığımda, sıvı berrak beslenme listem bittiğinde manyakçasına kalori saymaya başladım. Çorbaların, tavuk suyu tabletlerin, aklınıza gelmeyecek en abuk şeylerin bile kalorisini sayıyordum. Bu, önlenemediği takdirde saplantıya dönüşebilir. Bir biçimde önledim bunu, itiraf ediyorum çok zor oldu. Buna kapılmayın. Söylemesi kolay gibi geliyor biliyorum. Pişirirken ya da dışarda yediğinizde bunu bir süre sonra otomatikman yapmaya başlıyorsunuz zaten ama benim gibi listeleri ezbere bilmeniz size bir şey kazandırmayacak, emin olun. 

Kalori sayma paniğim geçtiğinde ve bunu durdurmayı başarabildiğimde asıl önemli olanın kalori olmadığını, denge olduğunu farkettim. Yıllar önce bir belgesel izlemiştim. Bir tıp doktoru hayattan el etek çekip Nepal'e yerleşiyor ve alternatif tıp ile kafayı kırıyor. Adam -bence- çok mühim bir şey söylemişti. Dünyadaki tüm hastalıkların nedeni -aşırılık-tır. Kökende düşünürseniz adam çok haklı. Sadece obezite için konuşmuyorum, genelde hastalıkların nedeni bu gerçekten! 

Ameliyatınızın üzerinden bir zaman geçtikten sonra (evet hemen değil) aldığınız kalori miktarından daha çok yediklerinizin içeriğine dikkat edeceksiniz. Daha doğrusu etmelisiniz. Şunu açıklığa kavuşturalım.Geçmişe oranla da, normal sindirim sistemi olan biriyle kıyaslandığında da, çok az miktarda besleniyor olacaksınız ve ağzınıza atabildiğiniz her lokmanın sizin gerçekten ihtiyacınız olan şeyler olması şart.  

Bu nedenle öğün denegelerinizde protein > kalsiyum > vitamin > karbonhidrat > yağ dengesine bir süre sonra her şeyden daha fazla önem vermeye başlamalısınız. 


Günlük ihtiyacınız olan enerjiyi ancak bu şekilde sağlayabilir ve dengeli beslenmeye başlayabilirsiniz. Kilo kaybı ameliyatlarının çoğunda ameliyat sonrası vitamin takviyesi kullaılır. Şimdi şunu sorduğunuzu duyar gibiyim. "Madem vitamin kullanıyorum, neden bu kadar dengeli beslenmeme gerek olsun?" Bu ameliyat sonrasında yapılan başlıca hatalardan biri aslında. Sadece vitaminlere güvenmek!

Dışarıdan aldığımız multivitamin veya diğerleri emin olun ne kadar fazla içersek içelim, besinden aldıklarımızla aynı olmayacak ve vücudun bunları işleyiş mekanizması aynı yürümeyecektir. Besinleriniz konusunda doktorlarınızın önemle durması da bu yüzdendir.İhtiyacınız olmayan şeyleri yemek sizin için sadece ve sadece bir yüktür. Unutmayın, yolun başında yüklerinizden kurtulmak için bu kararı verdiniz. :)

Böyle konuştuğum zaman adeta bir besin Hitler'i gibi durduğumun farkındayım ancak size bir itirafta bulunayım ki; hayatta en istemediğim şey verdiğim kiloları geri almak. Bunun için çok çaba sarfettim. Kendimi çok eğittim ve devam ediyorum. Dolayısıyla kendinize bir "dur" mekanizması edinmezseniz, bu besin Hitler'i olmayı gerektirse de, gerçekten kilo almak, lanet olsun ki çok kolay. 

Henüz Türkiye'de yok ancak Youtube'da gastric bypass vloglarını incelerseniz uzun dönemde kilo almanın -nispeten- ne kadar kolaylaştığından yakınanları göreceksiniz. Bu yüzden yeni beslenme stilinizi  sağlıklı oluşturmanız üzerinde bu kadar duruyorum.

Dönelim dengeli öğünlere.

Vücudunuzun temel olarak gereksinim duyduğu başlıca besin kalemi proteinlerdir. Yağ veya karbonhidrat olmadan hayatınızı (en azından belli bir süre) sürdürebilirsiniz ancak protein yoksunluğu vücudunuz için tam bir yıkım olacaktır. Özellikle yoğun stress ve travma dönemlerinde vücudun protein ihtiyacı önemli bir biçimde artar. Ameliyat da major bir müdahale olduğu için ameliyat sonrası daha çok proteine ihtiyaç duyacaksınız. Sıvı ve püre beslenmesinde proteine kavuşmak bir nebze daha zordur. Bu nedenle bu dönemlerde özellikle buna dikkat etmelisiniz. 

Nedir başlıca proteinler? Proteinler hayvansal ve bitkisel olarak ikiye ayrılsa da (veganlar için kötü haber) başlıca ve en iyi işlenebilir protein kaynağı hayvansal olanlardır. Yine de bitkisel kaynaklıları da es geçmemek gerekir diye listeye alacağım.

Hayvansal Proteinler
-Yumurta
-Et
-Tavuk
-Balık
-Süt
-Peynir


Bitkisel Proteinler

-Mercimek
-Kuru fasulye
-Nohut
-Fındık
-Bulgur
-Tam buğday ekmeği 

[Daha sonra ameliyat sonrası için tarifler ve listelerde konuya gireceğim ancak ameliyatınızın erken dönemlerinde protein alacağım diye sakın ha mercimek yemeği, kuru fasulye, nohut, bulgur gibi ağır şeyler yemeyin. Bunu yapmayacağınızı tahmin ediyorum ancak yine de uyarmak istedim. Bunlar hem gaz yapıcılar, hem de erken dönem ameliyatlılar için tehlikeli besinlerdir.]

Günde aldığınız besinin yüksek miktarı protein ağırlıklı olmalıdır. Bunu aklınızdan lütfen çıkarmayın. Gelelim kalsiyum'a. Uzun dönemde yapılmış araştırmalar kilo kaybı ameliyatı olan kadınların -ne yazık ki- daha çok kemik erimesi riskinde olduğunu söylüyor. Kalsiyum zaten almamız gereken bir kalemken böylece önemi tavan yapıyor. Kadınlar için daha önemli olsa da erkekler için de bu önemin azımsanmaması gerektiğini düşünüyorum. 

Başlıca Kalsiyum Kaynakları 

-Süt
-Yoğurt
-Peynir
-Badem
-Pekmez
-Lahana
-Kuru Fasulye
-Susam
-Yumurta
-Zeytin

Yine burada önemli olduğunu düşündüğüm bir not düşmek zorundayım ki; ameliyatınızın özellikle erken dönemlerinde kalsiyum alacağım diye pekmez ya da susam yemeyin, pekmez dumping yapabilir(kalorisine girmedim bile farkettiyseniz), susam çok kalorilidir. (Emin olun bilmek bile istemezsiniz, o derece). Lahana ve Fasulye ameliyatınızdan çok sonraları (mesela 1 yıl) yiyebileceğiniz, belki de o zaman bile rahatsızlık verebilecek potansiyelde besinlerdir. Uzak durmanızı öneririm. 

Katı beslenmeye geçtiğinizde tabağınızda(öğününüzde) protein kaleminden sonra olması gereken  şey kalsiyumdur. Kalsiyumdan sonra belki öğün içinde (sebzeler) ya da dışında (meyveler gibi) alabileceğiniz vitamin kaynakları sizin için önemlidir. 

Vitaminler

Günlük hayatta yemeklerimizde kullandığımız ya da soframıza getirdiğimiz çoğu sebze ve meyve vitamin doludur. Dolayısıyla vitamin içeren besinleri listelemek gerekmez. Aslında doğadan gelen ve yenebilir şeylerin hiçbiri insan vücuduna yararsız değildir. Önemli olan hangilerinin bize maksimum yararı vereceğini seçmek ve doğru kullanmaktır. Öncelikle meyve ve sebzenizi kesinlikle taze tüketmelisiniz. Kabuğu soyulmuş ve 1 saat bekletilen bir portakalın vitamininin yüzde yirmisinin yok olduğunuzu düşünürsek sebze ve meyvelerimizi taze tüketmeli, stoklu almamalı, bittikçe az miktarlarda evimize sokmalıyız. 

Ameliyattan sonra ben meyve yemekte oldukça zorlandım. (Şu an 8.ayımı bitirmiş olarak yazıyorum ki; hala zorlanıyorum.) O yüzden tavsiyem asla sevmediğiniz, ağır gelen, sizi rahatsız eden bir şeyi yemeyin. Alternatifini bulmaya çalışın. Meyve yerine ben vitaminimi sebzelerden almaya gayret ettim hep. "Peki vücudum için gereken şekeri fruktoz olarak almayacaksam (meyvelerden almayacaksam) nereden alacağım?" derseniz, patates, havuç, bezelye gibi sebzelerde zannettiğinizden çok daha yüksek miktarlarda şeker vardır ve gereken şekeri buralardan alabilirsiniz. Ben öyle yaptım. :)

Ameliyat sonrası (bu birçok hastanın ortak görüşüdür) katılara geçme sürecinde en rahat yenen şey kabak'tır. Şişirmez, gaz yapmaz, püresi yapılır, yoğurda bulanır, kıymalı yenebilir. Ameliyat sonrası için en hafif ve güzel alternatiflerden biridir. Daha sonra vereceğim listelerde adını sıkça göreceksiniz. 

Karbonhidratlar 

Bir diyet için ne kadar lüzumsuz görünürse görünsün, uzun vadede karbonhidrat almak insan vücudu için son derece önemlidir. Bizim sıkça düştüğümüz yanlış ise karbonhidrat miktarıdır.

Günde 275-300 gr. karbonhidrat yetişkin bir insanın ihtiyacını karşılarken ameliyattan (bypass)  sonraki dönemde bizim için bu 2 yıl içinde gerçekleşebilecek bir süreçtir. Sonuçta diyet sürecinde günlük aldığımız miktar 60-100 gr'ı geçmemelidir. Zaten ameliyat sonrası 1. yılınıza kadar ekmek, makarna vs türevlerini muhtemelen yiyemeyeceğiniz için erken dönemde (6 ay) patates vbg. başka karbonhidrat kaynaklarına yönelip açığınızı kapatabilirsiniz. 100 gr. 'ın tamamını almaya ise en iyi ihtimalle 8 ay - 1 yıl sonra başlayabilirsiniz diye düşünüyorum. Başlıca karbonhidratlar ise şöyledir:

-Buğday
-Mısır
-Bal
-Pekmez
-Patates
-Pirinç
-Muz
-Yer fıstığı
-Kuru üzüm
-Havuç
-Yulaf
-Bezelye
-Arpa
-Çilek
-Muz
-Şalgam
-Karnıbahar


Yağlar

Duyduğumda çok şaşırdığım bir şeyi paylaşmak isterim sizinle. Yetişkin bir insanın günlük yağ ihtiyacı yaklaşık altı tatlı kaşığı kadar! Bu kadar az olduğunu duyduğumda gerçekten çok şaşırmıştım. Ameliyat sonrası süreçte tereyağı vs. gibi hayvansal yağlar yerine beslenme sisteminizi zeytinyağı ile oluşturmanız çok yararınıza olacak. Günde 6 tatlı kaşığı yağı şayet benim gibi -gerçek- et ve tavuk suyunu kullanıyorsanız zaten rahatlıkla alıyorsunuzdur. Almadığınızı düşünüyorsanız sebze yemeklerinizi pişirirken bir-iki tatlı kaşığı z.yağı/ayçiçek yağı eklemenizde bir sakınca yok.

Ben zeytinyağı kokusundan ve tadından oldum olası tiksinirim o nedenle yemeklerimi maksimum yağsız, tercihen et ve tavuk suyuyla yağa gerek olmadan pişiriyorum. (Çorba dahil.) O yüzden ayçiçek yağını da gönül rahatlığı ile tavsiye edebilirim.

Bunun dışında kahvaltılık margarinler, katı yağlar lügatinize bile girmesin. Tavsiyem o yönde. 

Unutmayın. Midenize inecek her lokma yararınıza olsun. Siz bu dünyaya yük taşımak için gelmediniz. Yüklerinizden kurtulmak çok zor ve bu yola girdiniz/gireceksiniz. Bir anlık heves, nefis, lokma...Kastettiğim bunlar değil. Bunlar herkesin hayatında zaman zaman olabiliyor. Ancak alışkanlık haline getirmeyin. Evet, nefis sahibi ve zafiyeti olan insanlarız ama bu nefsin de sahibi sizsiniz. Siz; ne yiyeceğinizi seçmeye muktedirsiniz!